Utangaç bir klik: Beğen

Geri

Martin Lindstrom

Facebook’un ifadelerinin MÖ 5. yüzyılda Antik Yunan tiyatrosunda ana karakterlerin ve koronun kimliklerini gizlemek için kullanılan komedi ve trajedi maskelerine benzemesi tesadüf mü?

reactions11Test aşamasının üzerinden aylar geçmesinin ardından, Facebook sosyal medya internet sitesinin geçtiğimiz hafta ilk kez kullanıcılara sunduğu yeni Reaksiyonlar özelliği hakkında yapılan haberlerle medya çalkalandı. Kesinlikle yetersiz olan “Beğen” butonuna ek olarak, artık Facebook’un dünya çapında 1.6 milyar kullanıcısı “Muhteşem,” “İnanılmaz,”“Hahaha,”“Üzgün” ve “Kızgın” ifadeleri arasından seçim yapabiliyor. Chevrolet, Reaksiyonlar girişimini kullanıma açıldıktan hemen sonra, hayatta “Beğen”menin çoğu zaman yeter- siz kaldığını kaydeden online bir video yayınladı ve tüketicilerin yeni Chevy Malibu’yu çoğunlukla “muhteşem” bulacağını da ekledi.

Bu zamana kadar alınan tepkiler, en azından benim Facebook arkadaşlarım arasında, karışık olsa da genel olarak olumlu yönde. Bir arkadaşının hastaneye kaldırılma gönderisi, bir köpeğe araba çarpma anı videosu, bir kasırga nedeniyle tatilin yarım kalma gönderisi altına “Beğen” bu- tonuna tıklamaktan kurtulmayı kim istemez ki? Bazı iş analistleri, kullanıcıların bulunduğu yeri, modunu ve tutumunu Reaksiyonlarla birleştirerek, şu ana kadar tek bir URL altında toplanmış en gelişmiş ve en detaylı insan manzarasına sahip olduğumuzu öne sürmüştür. Ancak yüzeysel olarak bakıldığında Facebook’un bu yeni girişimi kelime dağarcığımızın yanı sıra iş için sunulan verileri arttırıyormuş gibi görünse de aslında her iki amaç için de Facebook’un ne kadar kısıtlayıcı olduğunu ortaya çıkarıyor. İnsan ifadeleri sınırsızdır ve geleneksel veri madenciliği teknikleriyle takip edilmeye karşı koyarlar.

screen-shot-2016-12-05-at-17-37-05İlk olarak, Mark Zuckerberg ve çalışma arkadaşlarının Facebook kullanıcılarının arkadaşları ve onların paylaşımları hakkında gerçekten ne düşündüklerini yansıtan ifadelerle Reaksiyonları insanlaştırdığı insanlık portresini düşünün. Şirketler ve markalar adına müşterilerin ne istediğini anlamak için sürekli bir çabayla insanlarla görüşerek seyahat ederken düzenli olarak tüketicilerle kendilerinin masaüstü bilgisayarlarının, dizüstü bilgisayarlarının, tabletlerinin ve akıllı telefonlarının karşısında oturuyorum. Kendi Facebook gönderilerinin yıllık değerini ve arkadaşlarının paylaştıklarına verdikleri tepkileri birlikte analiz ediyoruz. Hemen netleşen şey ise Facebook’un kendi angajman kurallarının olduğu, bunların genellikle kullanıcıların Facebook’un yeni tanıttığı altı ifadeden daha karmaşık bir dizi ifade kullanmasını engelleyen, dile getirilmeyen iletişim kurallarıdır.

Peki, bu ifadelerin arasında neler var? Hayal kırıklığı, rahatsız olma, kıskançlık, imrenme. Aşağılık duyguları; can sıkıntısı ve küçümsemeden bahsetmek istemiyorum bile. Mexico City’den Dubai’ye, her yerde, Facebook kullanıcıları gizli bir şekilde arkadaşlarını sahtekâr, gösterişçi, kendi reklamını yapan, ilgi delisi olarak nitelendiriyorlar. Çok fazla öfke, çok fazla “Kendisi hakkında insanların buna inanmasını istediğine inanamıyorum.” cümlesi var. Mesela tipik bir kadın Facebook kullanıcısı, bir kadın arkadaşının eski profil fotoğrafını daha iyi görünen yeni bir fotoğrafa değiştirmesine ne tepki verir? Tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim: Bu kişi, arkadaşının muhtemelen moralinin bozuk olduğunu, güven duygusuna ihtiyacı olduğunu ve destekleyici ve abartılı övgü dolu yorumların arkadaşının ihtiyacını karşılayacak şeyler olabileceğini bilir. Ama aynı zamanda kızgın ve melankolik hisseder, arkadaşı için utanır ve aynı şeyi kendisi de yaptığı için suçluluk hisseder. Arkadaşının bir şeye muhtaç olması neden bu kadar bariz ortadadır ve neden bu kadar dokunaklıdır ki? Neden çoğu Facebook kullanıcısı bir şey gönderirken, sinsice başka bir mesaj veriyor? Neden Facebook sürekli alt metin ile ilgili? İmleç aşağıya doğru geliyor… Utangaç bir klik: Beğen.

Bunların herhangi biri Reaksiyonlarda mevcut olan onaylı yeni ifadelerde yansıtılıyor mu? Tabii ki hayır. Facebook, pek çoğumuzun bir sosyal ağda paylaşmak için güvenli ve uygun hissettiğimiz bir dizi duyguya şekil verdi yalnızca. Tıpkı genellikle gerçek hayattaki arkadaşlarımızın önünde en iyi kişiliğimizi ortaya koymamız gibi, zamanla neredeyse bütün Facebook kullanıcıları da internetteki duygusal hayatlarını gizlemeyi öğrendi. Bunun aksini yapmak çok tehlikeli görünüyor; çevremizden atılma riski ile karşı karşıya kalıyoruz. Romantik bir şair kadar kibar bir dil hassasiyetimiz olmadığı sürece dürüst bir şekilde kendimizi ifade etsek bile, cümlelerimizin yanlış yorumlanma ihtimali çok yüksek.

screen-shot-2016-12-05-at-17-37-19Facebook’ta tıpkı bir kir ayrılığının düşmanlık veya hor görme olarak görülebilmesi gibi; komik bir yorum zor beğenme, dalga geçme veya sertlik gibi algılanabilir. Facebook, kullanıcıların ne kadar kısıtlı olduğunu şimdiye kadar hiç şüphesiz ki öğrendi ve bu durum, bu kısıtlamanın yönetilmesine yardımcı oldu; bu nedenle de Reaksiyonlar, insanlar olarak bizim kim olduğumuz konusunda bilgimizi arttırmıyor, yalnızca en azından oyun hayatta ve dünyanın en büyük ve en popüler sosyal medya sitesinde oynanırken, sadece oyunun kurallarını belirliyor.

En ilginç nokta ise, Facebook’un birçok başarılı romanın izlediği kurallarla yönetilmesi. Karakterler neredeyse hiçbir zaman ilk tanıdığımız zamanki gibi değildir ve bu karakterleri tanıma sürecimiz boyunca, gerçek kimlikleri kendiliğinden ortaya çıkacaktır veya çıkmayacaktır. Facebook’un ifadelerinin MÖ 5. yüzyılda Antik Yunan tiyatrosunda ana karakterlerin ve koronun kimliklerini gizlemek için kullanılan komedi ve trajedi maskelerine benzemesi tesadüf mü?

Ancak en kötüsü de, Reaksiyonlar özelliğinin alakasız olması ve zaten var olan ifadeleri yeni gibi göstermeye çalışması. Kafes, nasıl olursa olsun kafestir. Büyük verilere bağlı olarak çalışan sektörler, hiç şüphesiz uzun vadede Reaksiyonların daha da işe yaramaz olduğunu görecektir. Facebook, bütün kullanıcılarının olmasa da çoğunun aklında, bu son çıkardığı onaylı ifadelerden daha karmaşık ifadelerin nasıl ele alınacağı konusunda soru işaretleri bırakıyor. Dizüstü bilgisayarlarımızın, tabletlerimizin ve telefonlarımızın karşısında bir başımızayken, zor anlara sıkışıp kalan ve analize dayanıklı hayatlarımızın yanı sıra her zamanki gibi aydınlık ve karanlık kimliğimizi ve çoğu zaman da her iki kimliğimizi birden yaşamaya devam ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir