Türkiye’nin Markası Demokrasi – Eylül 2016

Geri

İsmail Bayazıt

Türkiye’nin markası DEMOKRASİ…

Türkiye, 15 Temmuz gecesi hain darbe girişimini, siyasi iktidarın duruşu ve halkın birlik ve beraberlik duygusuyla bertaraf ederken, devam eden günlerde tüm halk sokaklarda demokrasi nöbetleri ile yedi düvele, bu topraklarda yeşerecek tek yönetimin demokrasi olduğunu gösterdi. Türkiye, tarihinde görülmemiş büyüklükteki demokrasi mitingi ile siyasal iradesi, parlamentosu, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve vatandaşları ile dünyaya demokrasi dersi verdi. Hain darbe girişimine karşı iş dünyası sağduyulu bir tavır sergiledi, markalar toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etti, sivil toplum örgütleri demokrasi çatısı altında toplandı. Bu dönemde Türkiye’nin dev şirketleri ve sivil toplum kuruluşları, hem mesajları ile hem de maddi yardımları ile halkın yanında yer alırken, dünyanın önde gelen gazetelerine ilanlar verirken, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci önderliğinde uluslararası yabancı CEO’lar Türkiye’nin marka elçileri olarak kamera karşısına geçti. Dünyaya iki temel mesaj verildi: Bunlardan ilki; bu topraklar ve bu halk, demokrasiden asla vazgeçmeyecek. Verilen diğer önemli mesaj ise, ‘durmadık, yatırıma ve üretime devam ediyoruz’ oldu.

The Brand Age olarak, bildiğiniz gibi 15 Temmuz gecesinin ardından muadil yayın organlarına haber atlatıp, ivedilikle kapak konumuzu, “Darbeye karşı teknoloji ve iletişimin gücü” olarak belirledik. Tüm ayrıntıları ile 15 Temmuz gecesini ve halkın örgütlenmesinde teknoloji ve iletişimin gücünü yazdık. Şimdi bu haberin devamı olarak bu sayıda 15 Temmuz’dan bu yana markalar boyutunda atılan adımları ortaya koymak istedik. Darbe girişiminden sonra ‘Markalar kendilerini nasıl konumladı, hangi adımları attı ve toplum için neler yaptı?” sorularının yanıtlarını sizin için araştırdık. Özel röportajlarla bundan sonrasına da ışık tutmaya çalıştık. Brand Finance’in belirlediği ‘’Türkiye’nin en değerli markaları 2015’’ raporundaki ilk 40 markaya çeşitli sorular yönelttik. Fakat 11 markadan yanıt alabildik. Bu kadar önemli bir konuda görüş vermeyen markalar acaba toplumla aynı hassasiyeti paylaşmıyor mu? Diğer yandan yanıt aldığımız markalarda gördük ki; Türk markaları dünyaya kendini duyurmakta her yolu denemeye kararlı ve topluma karşı duyarlı.

Markalar bu toplumdan ve bu topraklardan besleniyor, bu topluma ve bu halka karşı sorumluluk taşıyor. “Markayım” diyen her kuruluşun, bu olağanüstü dönemde halkın ve demokrasinin yanında olup, “Türkiye’nin markası DEMOKRASİ” demesi gerekiyor.

Ayrıca bu ay, DORinsight’ın Brand Age için gerçekleştirdiği “Markalara Hayat Veren Cingılların Beğeni Araştırması”, eğitimde markalaşma ile birlikte daha pek çok konu sizleri bekliyor.

Keyifli okumalar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir