Türkiye’de mesleklerinin ilki olan kadınlar

Geri

Mert Uzman

Zorlukları aştılar, ilklere imza attılar: Türkiye’de mesleklerinin ilki olan kadınlar 

Bir mesleği edinebiliyor olmak, sosyal hayata katılımın adımlarından birini atmak demek. Uzun yıllar boyunca kadınlar, iş yaşamının uzağında evdeki rollerine gerek yasalarla gerekse baskılarla hapsedildiler. Günümüzde de devam eden kadın hareketleri bu haksızlıklarla mücadele edip büyük kazanımlar sağladı. Kadınlar, kamusal hayata katılıp iş kollarında boy gösterdikçe, aslında ne denli başarılı olduklarını da ortaya koymuş oldular.

Toplumsal yapıda uzun yıllar devam eden cinsiyet eşitsizliği dünya kültür tarihinin çok büyük bir dönemine tekabül eder. Buna rağmen 17.yüzyıl ve sonrasında ortaya çıkarak kurumsallaşmaya başlayan sanayi toplumları ve modernleşme olgusu, bu kültürel yapıyı dönüştürme amacı güden hareketlere zemin hazırladı. Erkek egemen bakış açısının dar bir alana hapsettiği kadın kimliği ve pratiği, önemli feminist düşünürlerin de etkileriyle giderek güçlendi ve günümüze doğru yol aldı. Ülkemizde de Batı’da gerçekleşen kadın hareketlerinin itici kuvvetiyle beliren adımlar özellikle cumhuriyet döneminde ses getirdi. Kadın – erkek eşitliği bakımından hala yapılması gereken çok şey olsa da kadın hareketlerinin ve eşitlikçi bilincin giderek gücünü artırdığı ortada. Kadınların sınırlandırıldığı ev alanından çıkarak sosyal hayata katılmalarının önemli adımlarından birini kadınların da meslek hayatına eşit katılımı oluşturuyor. Tabii burada ilk hareketi başlatmış olanların yaktığı ışığın yeri bambaşka. Ülkemizde mesleğinin ilki olarak topluma öncülük eden kadınlara bu yazı vesilesiyle bir kez daha saygı duruşunda bulunduk. İşte, mesleklerinin ilkleri olarak hemcinslerine yeni yollar açan o kadınlar…

Safiye Ali

İlk Türk kadın doktor

Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit’in yaverlerinden Ali Kırat Paşa’nın kızı olan Safiye Ali 1894 yılında İstanbul’da doğdu. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın doktorudur. Darülfünun Tıp Fakültesi kız öğrenci kabul etmediği için dönemin Maarif Nazırı Şükrü Bey’in yardımıyla devlet bursu alarak Almanya’ya gitti. Würzburg Üniversitesi’nde tıp eğitimi aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a dönen Safiye Ali, ilk muayenehanesini Cağaloğlu’nda açtı. Kadın ve çocuk hastalıkları üzerine çalışan Safiye Ali, 1925’te Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne devredilen Süt Damlası Bakım Evleri’nin başına geçti. Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi Küçük Çocuklar Muayenehanesi’ni kurdu. Türk Kadınlar Birliği’nde feminist çalışmalar gerçekleştirip fuhuşla mücadele yürüttü. Kanser hastalığına yakalandıktan sonra Almanya’ya döndü. 1952 yılında Almanya’nın Dortmund şehrinde hayatını kaybetti.

Semiha Es

İlk Türk kadın fotoğrafçı

Türkiye’nin ilk kadın fotoğrafçısıdır. Aynı zamanda savaş muhabirliği yapmıştır. 1912 yılında İstanbul’da doğdu. Ünlü gazeteci Hikmet Feridun Es’le evlilik yaptı. Küçük yaşlarından başlayarak fotoğraf çekmeye merakı olmasına rağmen meslek olarak fotoğrafçılığa ve gazeteciliğe başlamasında gazeteci eşiyle birlikte yaptığı seyahatler önemli yer tutan Semiha Es, 1950 – 1953 yılları arasında Kore Savaşı’nda Hürriyet gazetesi muhabiri olarak çalıştı. Zor koşullar altında cephelerde, karargahlarda savaşın eziciliğine tanık olarak çalışma hayatına devam etti. Vietnam, Tahran, Hollywood gibi bölgelerde fotoğraflar çekti. Uzun yıllar boyunca erkek mesleği olarak kalmış fotoğrafçılıkta önemli bir isim olmayı hak etmiş olmasına rağmen ismi ancak eşinin ismiyle birlikte telaffuz edilmiştir. Semiha Es 2012 yılında, ardında onlarca fotoğrafı yadigar bırakarak 100 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Sabiha Gökçen

İlk Türk kadın savaş pilotu

1913’te Bursa’da doğdu. Henüz küçük bir çocukken anne ve babasını kaybetti. Atatürk, Bursa ziyareti sırasında tanıdığı bu küçük kızı evlat edindi. 1935 yılında THK bünyesindeki Türkkuşu adlı uçuş okulunun gösterilerini seyretmesiyle hayatı değişen Sabiha, bu tarihten sonra havacılığa ilgi duydu. Kırım’da yüksek planörcülük eğitimi, Eskişehir Havacılık Okulu’nda da özel dersler aldı ve 1936’da motorlu uçaklarla uçuş yapmaya başladı. 1937’deki Dersim Harekatı’nda görev alarak dünyanın ilk kadın savaş pilotu oldu. Uzun yıllar uçuş hocalığı yaptı ve THK Yönetim Kurulu Üyesi oldu. 1996’da Amerikan Hava Kurmay Koleji’nin mezuniyet törenine onur konuğu olarak davet edildi ve törende “Dünya Tarihine Adını Yazdıran 20 Havacı” arasına seçildi. Sabiha Gökçen, bu ödüle layık görülen ilk ve tek kadın pilottur. 2001 yılında, doğum tarihi olan 22 Mart günü, GATA’da hayatını kaybetti.

Samiye Cahid Morkaya

İlk Türk kadın araba yarışçısı

Türkiye’nin ilk kadın otomobil yarışçısı olan Samiye Hanım, 1897 – 1972 arasında İstanbul’da yaşadı. Aynı zamanda kemençe öğretmenliği yapan Samiye Hanım romancı Burhan Cahid Bey’le evlendi. Otomobillere olan tutkusu sebebiyle Turing Klüp’ün yarış etkinliklerine katıldı. 1930’larda tek kadın sürücü olarak katıldığı yarışlarda dereceler elde etti. 1932’de, İstinye – Zincirlikuyu arasında düzenlenen yarışı birincilikle bitirdi. Yarışlarda, kadınların katılabileceğine dair bir madde olmamasını ileri süren yarış ikincisi Paşazade Vehbi Bey, duruma itiraz etti. Mahkemeye uzanan itirazlar, Sultanahmet Sulh Hukuk Mahkemesi’nin Morkaya’ya ait birinciliği onaylamasıyla son buldu. 1934’te, aynı parkurdaki yarışta kaza yapan Samiye Hanım ağır yaralandı. Bu kaza sonrası parmaklarını bir daha oynatamayacağı için kemençe çalmayı bıraktı ama otomobil tutkusundan hiç vazgeçmedi.

Nuran Devres

İlk Türk kadın televizyon spikeri

1948 yılında Ankara’da dünyaya gelen Nuran Devres, Türkiye’nin ilk kadın spikeridir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi’nde İngiliz Filolojisi bölümünden mezun olan Devres, üniversite eğitimi sırasında TRT’nin açmış olduğu spikerlik sınavını kazandı. 31 Ocak 1968 tarihinde, henüz 20 yaşındayken, TRT’nin Ankara’daki ilk deneme yayınının spikerliğini yaparak Türk Televizyon Tarihi’nin önemli bir anına bizzat tanıklık etti. Anons spikerliğinin yanı sıra özel program sunuculuğu da yaptıktan sonra 1971 yılında TRT’deki görevini bırakıp Amerika’ya gitti. İlerleyen yıllarda dizi senaryoları yazmaya başladı ve Kara Melek başta olmak üzere popüler olmuş birçok yapımı kaleme aldı. Senaryo yazarlığında bulunduğu dizilerin çoğunda yer alan entrika ve gizler sebebiyle “Entrikalar Kraliçesi” olarak da bilinmektedir. Nuran Devres yazarlık yaparak çalışma hayatına devam etmektedir.

Afife Jale

İlk Türk kadın tiyatro oyuncusu

1902’de İstanbul’da doğan Afife Hanım, sahneye çıkan ilk Türk kadın oyuncu olarak kabul edilir. Babası tiyatroda yer almasını basitlik olarak nitelendiriyordu ve Afife’ye karşı çıkıyordu. Afife Hanım, ilk defa Hüseyin Suat’ın “Yamalar” oyununda Jale takma adıyla sahne aldı ve bundan sonra Afife Jale adıyla tanınmaya başladı. Ancak Müslüman Türk kadınlarının sahnede rol almasının yasak olması ve polis baskınları yüzünden tiyatroyu zorunlu olarak bıraktı. Afife Jale, babasının da evlatlıktan reddetmesiyle bunalıma girdi ve morfin bağımlısı oldu. Bestekar Selahattin Pınar’la evlendi. 1923’te Atatürk, Türk kadınının sahneye çıkması önündeki yasağı kaldırdı. Böylece tiyatroya geri dönse de morfin bağımlısı olan Afife Jale’nin sağlığı bir daha düzelemedi. Son yıllarını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde geçiren Afife Jale henüz 39 yaşındayken hayata veda etti.

Sabiha Bengütaş

İlk Türk kadın heykeltıraş

Türkiye’nin ilk kadın heykeltıraşıdır. Aynı zamanda ressamdır ve 1920 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi’nin Resim bölümüne girmiştir. Bir gün kendi kendine antik bir büstü kopya eden Sabiha Hanım, Heykel bölümündeki hocaların büstü beğenmeleri neticesinde bölüm değiştirdi. Sanayi-i Nefise’nin açtığı bir sınavı kazanarak yurt dışına gitme hakkı kazandı, Roma’da Güzel Sanatlar Akademisi Profesör Luppi Atölyesi’nde eğitim gördü. Taksim Cumhuriyet Anıtı’nı yapan İtalyan Heykeltıraş Pietro Canonica’nın asistanı olarak çalıştı. 1925 ve 1926’daki Galatasaray Sergileri’ne katıldı. Çankaya Köşkü’nün bahçesindeki Atatürk Heykeli ve Mudanya’daki İnönü Heykeli’ni yaptı. Akil Muhtar Özden, Ahmet Haşim, Abdülhak Hamit Tarhan, Ali Fuat Cebesoy, Bedia Muvahhit, Hasan Ali Yücel gibi birçok önemli ismin büstünü yaptı. Büyükelçi Şakir Emin Bengütaş’la evli olan Sabiha Hanım 1992’de hayatını kaybetti.

Süreyya Ağaoğlu

İlk Türk kadın avukat

Azeri kökenlidir ve Türkiye’nin ilk kadın avukatı olarak kadının tarihi seyrinde önemli bir yere sahiptir. Siyasetçi ve düşünür Ahmet Ağaoğlu’nun kızıdır. 7 yaşındayken ailesiyle Türkiye’ye yerleşti. İstanbul Kız Lisesi’ni bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim görmek istedi. Önceleri isteği önemsenmese de ısrarlarını sürdürdü ve fakültenin ilk kız öğrencisi olarak kadınların bu alana ilgisine ön ayak oldu. Mezun olunca Ankara’ya döndü ve babasının Mustafa Kemal’le arkadaşlığı sebebiyle dönemin önemli isimleriyle aynı çevrede yaşadı. 1936’da İstanbul Barosu’na geçti ve baronun Milletlerarası Barolar Birliği’ne üye olmasında büyük çaba gösterdi ve birliğin Yönetim Kurulu İdare Heyeti’ne seçildi. 1960’da Yassıada’da yargılanan kardeşi eski bakan Samet Ağaoğlu’nun avukatı oldu. 1989’da katıldığı bir panelde düşerek beyin kanaması geçirdi ve yaşamını kaybetti.

Remziye Hisar

İlk Türk kadın kimyager

Hem ilk Türk kadın kimyager hem de Fransa’da bulunan ünlü Sorbonne Üniversite’sinden mezun olan ilk Türk kadındır. 1919 yılında İstanbul’daki Darülmuallimat’tan birincilikle mezun oldu ve Darülfünun’un Kimya bölümünde eğitim görmeye başladı. Türk bilim dünyasının, fen alanında Batı’nın başarısının gerisinde kalmasının verdiği hırsla çalışmalarına devam etti. Doktor olan eşi Reşit Süreyya Gürsey’le birlikte Paris’e gitti ve Sorbonne’da kimya öğrenimine devam etti. Buradayken Paul Langevin ve Marie Curie gibi çok önemli fizikçi ve kimyagerlerden ders aldı. Erenköy Kız Lisesi’nde kimya öğretmenliği yaptı. İlerleyen yıllarda tekrar Paris’e gidip doktorasını tamamladı. İstanbul Üniversitesi ve İTÜ’de çalıştı. 1956’da Fransız Hükümeti tarafından “Akademik Memur” nişanı aldı. 1959’da Profesör oldu. 1991’de TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görüldü. 1992’de hayatını kaybetti.

Seniha Sami Moralı

İlk Türk kadın müzeci

Türkiye’nin ilk kadın müzecisidir. 1886 – 1982 arasında yaşadı. İlk kadın romancılardan Hadice Fahriye’nin oğlu Rauf Bey’le evlendi ancak genç yaşta dul kaldı. Farsça, İngilizce, Fransızca gibi birçok dile hakimdi. Türk literatürüne kazandırdığı çeviri eserlerle kültürümüze büyük katkıları oldu. W. Shakespeare’den Kral III. Richard’ın Trajedisi, Koryalanus Faciası, Antonius ile Kleopatra gibi eserleri çevirdi. Bir zamanların haftalık popüler dergisi olan Hayat’ta kültür – sanat yazıları kaleme aldı. 1931’de Belgrat’ta ve 1933’te Marsilya’da yapılan Milletlerarası Kadınlar Kongresi’ne Türkiye’yi temsilen katıldı ve burada konuşmalar gerçekleştirdi. Soyadı Kanunu’nundan sonra Moralı soyadını aldı. Türk Kadınlar Birliği üyesi olan Seniha Sami Moralı feminizm üzerine çalışmalar gerçekleştirdi. Topkapı Sarayı Müzesi’ne atanarak cumhuriyet tarihinin ilk kadın müzecisi oldu.

Feriha Sanerk

İlk Türk kadın emniyet müdürü

İlk Türk kadın emniyet müdürü olan Feriha Sanerk, 1923’te İzmir’de doğdu. Ailesinin ekonomik durumunun iyi olmamasına rağmen azimli bir kızdı ve geleceği için çok çaba sarf etti. 1941 yılında Ankara Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. Bu fakültede eğitim gören ilk kızdı ve okuduğu süre boyunca tek kız olarak kaldı. 1951’de kaymakamlık kursuna gitti ancak kadın olduğu gerekçesiyle bu mesleği icra edemedi. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başvurdu, komiser muavini olarak görev yaptı ancak burada da kadın olduğu gerekçesiyle ataması yapılmıyordu. Kendisine emniyet müdürü olamayacağı bildirilince Danıştay’a başvurdu ve davayı kazandı. 1953’te emniyet müdürü oldu. 1974 yılına kadar görev yaptı. Emeklilik yıllarını Antalya’da geçiren Feriha Sanerk’in hayatı “Nisvan – Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar” belgesel serisine konu edildi. 2010 yılında hayatını kaybetti.

Jale İnan

İlk Türk kadın arkeolog

1914’te İstanbul’da doğan Jale Hanım, liseyi Erenköy Kız Lisesi’nde okudu. Ünlü arkeolog Aziz Ongan’ın kızı olması, arkeolojiye ilgi duymasını sağladı. Alexander von Humbolt’un ilk bursiyerlerinden biri olarak Almanya’ya gitti. Bir yıl sonra Türkiye’nin devlet bursunu kazandı. 1943’te “Roma Sikkeleri Üzerinde Kurban Merasiminin Sanat Tarihi Açısından İncelenmesi” isimli doktora tezini tamamladı. 1946’da İstanbul Üniversitesi’nde Klasik Arkeoloji kürsüsünün kuruluşunda Prof. Dr. Arif Müfid Mansel’in asistanı olarak yer aldı. Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu olan Jale İnan, Perge ve Side kazılarında çalıştı. Antalya ve Side müzelerinin kurulmasında görev aldı. Ayrıca, Kremna ve Lyrbe-Seleukeia kurtarma kazılarını da gerçekleştirdi. Birçok bilimsel sorunu açığa kavuşturdu. 1995 yılında Türkiye Bilimler Akademisi’nin şeref üyesi oldu. 2001’de hayatını kaybetti.

Lale Aytaman

İlk Türk kadın vali

1944 doğumlu Lale Aytaman, 1991 senesinde Muğla Valisi olarak atanınca, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın valisi unvanını elde etmiş oldu. İstanbul doğumlu olan Lale Aytaman, Karaköy semtindeki Avusturya Kız Lisesi’nden mezun oldu. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı üzerine yaptı. Hamburg’a giderek doktorasını tamamladı, kariyerine akademide devam ederek üniversite hocalığı yaptı. Muğla Valisi olarak atandıktan sonra dört yıl bu görevde kaldı. Görevi süresince olayları kadın bakışıyla daha derinlemesine görebildiğini belirten Aytaman, Türk halkını kadın – erkek eşitliğine hazır bulduğunu söyledi. 1995 seçimlerine ANAP kontenjanından Muğla milletvekili adayı olarak girdi ve seçimi kazandı. TBMM Kadının Statüsünü Araştırma Komisyonu Başkanlığı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Batı Avrupa Birliği (BAB) Milli Heyet Üyeliği yaptı

Tansu Çiller

İlk Türk kadın başbakan

Türkiye’nin ilk ve tek kadın başbakanı, ilk kadın dışişleri bakanıdır. 1993 – 2002 yılları arasında Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı yaptı. Başbakan yardımcılığı ve ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı da yapan Çiller 1946 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Amerikan Kız Koleji ve Robert Koleji’nde eğitim gördü. ABD’deki New Hampshire Üniversitesi’nde Ekonomi üzerine yüksek lisans, Connecticut Üniversitesi’nde doktora, Yale Üniversitesi’nde ise doktora sonrası çalışmalarını yaptı. 1983 yılında profesör oldu ve başta Boğaziçi Üniversitesi olmak üzere çeşitli üniversitelerde ders verdi. Siyasi hayatına 1990’da başladı, 1991’de milletvekili seçildi, 1993’te de DYP Genel Başkanı ve başbakan oldu. 1993 – 1996 arası başbakanlık görevinde bulunan Çiller, 2002 yılındaki genel seçimlerde partisi %9,8 oy oranıyla baraj altında kalınca aktif siyasetten çekildiğini açıkladı.

Fatma Aliye ve Zafer Hanım

İlk Türk kadın roman yazarı

Türk edebiyatının ilk kadın romancısı dendiğinde akla iki isim geliyor. Zafer Hanım 1877 yılında, Kırım Harbi’nde askerlik yapanlara ve ailelerine kalemiyle destek vermek istedi ve Aşk-ı Vatan romanıyla Osmanlı literatürüne adını yazdıran ilk kadın oldu. Bir daha edebi eser vermemesi nedeniyle, bir kadının yazdığı ilk romana imza atsa da romancı sayılmaz. İlk kadın romancı olarak devlet adamı ve yazar Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye kabul edilir. Fatma Aliye özel eğitim görmese de kültür bakımından yetkin bir çevrede yetişti ve gençliğinde ilk çevirilerini yaptı. Bu çevirileri “Bir Hanım” imzasıyla yayımladı. Ahmed Mithat Efendi’den destek gördü ve onunla birlikte “Hayal ve Hakikat” adlı romanı yazdı. 1892’de Muhadarat adlı romanını kendi adıyla yayınladı. Bu romandan sonra yazın yaşamına başka eserler de kazandıran Fatma Aliye Hanım 1936’da İstanbul’da öldü.

Semiha Berksoy

İlk Türk kadın opera sanatçısı

1910 yılında İstanbul’da ressam bir annenin ve şair bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Opera artisti, yüksek dramatik soprano, tiyatro sanatçılığı ve yazarlığın yanı sıra resim çalışmaları da yapmış olan Berksoy’un 2004 yılına kadar süren yaşamı, sürekli sanatla iç içe ve üretkenlikle geçmiştir. İstanbul Konservatuvarı’nda ve Güzel Sanatlar Akademisi, Namık İsmail Atölyesi ve Tiyatro Okulunda eğitim görmüştür. 1932 yılında ilk şarkılı komedisi olan Yalova Türküsü Opereti’nde yer aldı. 1934 yılındaysa ilk Türk opera temsili olan, Ahmed Adnan Saygun’un bestelediği ve Türkçe librettosunu Münir Hayri Egeli’nin yazdığı Firdevsi’den uyarlanan Özsoy operasında yer alarak sanat tarihimizde önemli bir basamak oluşturdu. Darülbedayi’de oynadığı birçok operetten sonra başta Berlin olmak üzere Avrupa ülkelerinde temsillerde rol aldı. Türkiye’ye döndükten sonra hem ülkemizde hem yurt dışında çok önemli roller aldı. 1998’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir