Sponsor paralarının spor organizasyonlarına yansımaları

Geri

Doç. Dr. Cem Çetin

Pek çok spor dalında önemli başarılar sponsor şirketlerin maddi ve lobi desteğiyle geliyor. Bu gerçek Mayıs ayının ortasında İstanbul’da düzenlenen ULEB Euroleague Final Four’un da bir kere daha görüldü. Fenerbahçe tarihi mutlu sona ulaşmasında, organizasyona isim sponsorluğu yapan Türk Hava Yolları’nın (Turkish Airlines) rolü büyük. Bu süreçte çok uzun yıllardır Türk basketboluna sponsor olarak hizmet eden Ülker’i de unutmamak gerekiyor.

Sponsor şirketlerin kasalarından çıkan paralar, spor dallarının pek çoğunda en önemli gelir kalemlerinden birini oluşturuyor. Böyle bir gerçek söz konusuyken, spor organizasyonlarının yöneticileri, bu gelir kaleminden maksimum fayda sağlamak için, şirketlerin gönlünü hoş tutuyorlar. Nasıl mı ? Meraklanmayın; bazı örnekleri sizinle paylaşıp, günümüz spor yönetiminin fotoğrafını önünüze koyacağım. Sponsor şirketler bazen kapalı kapılar arkasında bazen de açık bir şekilde, ticari çıkarları çerçevesinde spor organizatörlerinden bazı taleplerde bulunuyorlar. Bu talepleri sporun karar alma mekanizmasının başındakiler, kendilerine ödenen milyon dolarların hatırına, elbette, geri çevirmiyorlar. Anlayacağınız, sponsor şirketler, parayı verip köşelerine çekilmiyorlar, tam tersine sporun içine nüfus ediyorlar.

Tv’ler sponsor olunca

Spor şirketlerin spor organizasyonlarına müdahaleleri aslında yeni bir süreç değil. Bu alandaki ilk örnekler, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (UOK) ile Amerikan televizyon kanalları (NBC, CBS, ABC) arasındaki ilişkidir. UOK; Olimpiyat Oyunları’nın yayın haklarını satmaya başladığı 1960 yılından itibaren, en değerli müşterileri, özel sektöre ait Amerikan tv kanalları olmuştur. 1990’lı yılların başına kadar Amerikan tv’lerinin Olimpiyat Oyunları’nın yayınları için ödedikleri miktarlar, toplam yayın gelirinin %80’lik bölümünü oluşturuyordu. Her ne kadar günümüzde bu oran %60’lara kadar gerilese de, UOK için halen Amerikan tv’lerinin yeri bambaşkadır. Bu gerçeğin farkında olan ABD tv kanalları, yüksek ücretler ödeyerek aldıkları yayınların kendilerine para kazandırması için UOK’den sürekli bir şeyler isterler. Bunlar; Olimpiyatların Amerika’da ya da Amerikalıların arzu ettikleri ülkelerde düzenlenmesi, Olimpiyatlarda Amerikalılar için önem taşıyan spor müsabakalarının, Amerikan tv’lerinin prime time’ına denk düşecek şekilde planlanması gibi (Ayrıntılar için Bkz: ÇETİN, C. (2015), Spor İletişimi, Nobel Yayıncılık)… Bu taleplere UOK, hiçbir zaman “Hayır” demez… Çünkü Amerikan kanalları UOK’nin en önde gelen sponsorlarıdır.

Tv kanalları, Olimpiyat Oyunları ya da Dünya ve Avrupa Futbol Şampiyonası (ya da ülke futbol ligleri gibi) gibi kitlelere hitap eden spor organizasyonlarının yayın ücretleri için çok yüksek miktarlar ödeyerek, aslında, büyük spor organizasyonlarının en önde gelen sponsorları oluyorlar. Yayın ücretleri konusunda tv’lerin çok bonkör olmadıkları spor organizasyonlarında ise sponsor şirketler spor dünyasının aktörlerine bolca para akıtıyorlar. Bu konuda bizi de yakından ilgilendiren bir örnek var. Hangisi mi ? Hemen söyleyeyim… Turkish Airlines-ULEB Euroleague işbirliği. Ülkemizin milli havayolu şirketi, ticari hedefleri doğrultusunda, 2010 yılında İspanyol patentli ULEB’in stratejik iş partneri olduktan sonra, 2014 yılından bu yana da Euroleague’in isim sponsorluğunu yapıyor. Taraflar arasında imzalanan ve geçen yıl 2020’ye kadar uzatılan anlaşmanın maddi boyutları tam olarak bilinmezken, az bilinen şeylerden biri, Türk Hava Yolları’nın ödediği milyon Euroların, ULEB’in Euroleague’i düzenlemesinde hayati önem taşıdığı. Bilinen bir başka şey de, THY taleplerinin ULEB tarafından kabul edilmesi.

Final Four için İstanbul arzusu

Bu taleplerden biri, belki de en değerlisi, dünyada 2,4 milyar izleyiciye ulaşan Euroleague’in, zirve buluşması olan Final Four’un her 5 yılda bir İstanbul’da düzenlenmesi. Böyle bir organizasyona İstanbul’un ev sahipliği yapması çok ama çok önemli bir şey. THY sayesinde son 5 yılda Türkiye’nin 1 numaralı kentinde iki Final Four oynandı. Birincisi 2012’de ikincisi de geçen ay içindeydi. Bu iki Final Four’dan önce İstanbul’da düzenlenen ilk Final Four’un tarihi ise 1992. 20 yıllık özlemin nedenleri göz ardı edilmemeli. Bu arada belirtmekte fayda var; 1992’deki Final Four’u İstanbul’a getiren güç ise Anadolu Efes’di (ex-Efes Pilsen). O yıllarda Türkiye, böyle değerli spor organizasyonlarına ev sahipliği yapma şansından çok uzak olduğundan, Tuncay Özilhan ve arkadaşlarının bu girişimi takdire şayan bir davranıştı. 1992-2012 yılları arasında ise Türkiye, Final Four heyecanlarını hep uzaktan takip etti. Bu dönem zarfında Türk basketbolunun Avrupa’daki en başarılı temsilcisi konumundaki Anadolu Efes, ismini yazdırmayı başardığı iki Final Four’u Selanik ve Paris’te oynamak zorunda kaldı.

Gelelim bu yılki Final Four’un İstanbul’da düzenlenme sürecine. Geçen yıl Fenerbahçe, Berlin’deki Final Four’u final maçının uzatma bölümünde kaçırınca, mutlu sonun İstanbul’da yoğun taraftar desteğiyle elde edilebileceği görüşü herkesi heyecanlandırmaya başladı. Ancak Türkiye’nin yaşadığı 15 Temmuz süreci ve alevlenen terör eylemleri, organizasyonun İstanbul’da düzenlenme şansını fazlasıyla azaltan gelişmelerdi. Ne var ki Euroleague yönetimine verilen devlet güvencesi ve sponsor olarak THY’nin göz ardı edilmemesi gereken lobi faaliyetleri, 6 aday kentin yarıştığı 2017 Final Four’unu İstanbul’a getirdi. Tarihi karar, Eylül ayının son haftasında açıklandı. 4 Türk takımının mücadele ettiği bu yılki Euroleague’te, Final Four’a sadece, beklenildiği üzere Fenerbahçe adını yazdırdı. Kulüpler düzeyinde Avrupa’nın 1 numaralı Kupası’nda bu yıla kadar 28 yıllık Final Four tarihinde sadece 6 takım, ev sahibi olarak Final Four’larda oynadı. Bunlardan 4’ü (Barcelona, Maccabi, Panathinaikos ve R.Madrid) kendi evlerindeki Final Four’lardan zaferle ayrıldılar. İstatistikler, Final Four’a ev sahipliği yapanların büyük bölümünün mutlu sona ulaştıklarını gösteriyor. Fenerbahçe’de bu istatistikleri yanıltmadı ve 3-4 yıldır istikrarlı bir şekilde sürdürdüğü yönetim politikasının karşılığını kendi seyircisi önünde şampiyon olarak, sportif açıdan aldı. Anlayacağınız Final Four, 19 Mayıs’ta değil, Eylül 2016’da başladı ve 21 Mayıs akşamı Fenerbahçe’nin zaferiyle son buldu.

Fenerbahçe’yi zafere götüren THY faktörü dışında bir başka sponsor şirket Ülker’i de unutmamak gerekiyor. Sarı lacivertliler Avrupa basketbolunun en üst basamağına çıktıysa, bunda Ülker’in sponsor olarak 2007-2016 yılları arasında verdiği ekonomik destek önemli bir etkendi. Ayrıca Fenerbahçe, modern salonunu da Ülker’e borçlu… Bu gerçekleri göz ardı etmeyen ve önemsediğini açıkça gösteren Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, final maçından sonra duygularını dile getirdiği röportajında Ülker’e ve şirketin sahibi Murat Ülker’e teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Günümüz basketbolunda sponsorların paraları devreye girmeden kulüplerin üst düzey takım kurmaları ve mutlu son peşinde koşmaları mümkün olmuyor. Bitirirken, maliyetleri de belirtelim. Aziz Yıldırım’ın ağzından çıkan bilgilere göre, 3 yıldır Final Four’lara kalan Fenerbahçe, bu başarıyı her yıl 30 milyon euroluk bütçelerle gerçekleştiriyor. Bu paranın yarısını kulübün gelirleri oluşturuyor, geri kalan yarısı ise borç… Anlaşılan Fenerbahçe’ye çok ama çok bonkör bir sponsor gerekiyor. Adayların başında, Euroleague’in de sponsorları arasında yer alan Doğuş Grubu geliyor. Sinan Erdem’de Aziz Yıldırım ve Ferih Şahenk birlikteydiler. Bakalım Yıldırım; Doğuş Grubu’nu ikna ederken, Fenerbahçe’liliğiyle bilinen Şahenk’ten ne kadarlık bir destek alacak ? Kulağımıza gelen ilk bilgilere göre bu miktar yılda 10 milyon dolar ve 3 yıllık bir anlaşma…Yeni Final Four’lar için yeterli bir miktar denilebilir…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir