Sokak Sanatının Özgür Ruhu Markaların Üzerinde

Geri
Elif Tütüncü

Graffiti sanatının son yıllarda insanların dikkatini öncesine nazaran daha çok çekmesiyle, markaların da bu konuda işbirliği yapması kaçınılmaz oldu. Tüketicilerinin dikkatini çekmeye çalışan markaların; özgür, dinamik ve enerjik bu sanatı festivallerinde, ürünlerinde, kampanyalarında kullanmaya başlaması, markalara kendilerini anlatabilecekleri yeni bir ifade yolu açtı.

Graffiti, en temel anlamıyla, duvar yazıları ve resimler yoluyla kendini ifade eden bir görsel uygulama anlamına geliyor. Grafik sözcüğü kökeninden türetilen kavram, kimi çevrelerce bir sanat dalı olarak kabul edilirken, kimileri tarafından da vandalizm olarak nitelendiriliyor.

Graffitinin çıkış tarihinden beri, graffiti yapanlar kendini gizlemek için papo184, junior 161, barbara 62, TAKI 183 gibi takma isimler kullanıyor. Ancak günümüze gelindiğinde graffiti sanatçıları kimliğini açıklamaktan çekinmeyip, bu konuda yasal dernekler, sinema filmleri , bilgisayar oyunları, web siteleri, grafik bilgisayar programları vb. oluşturanların temsilciliğinde varlığını sürdürüyor.

Aslında sanatçıların kimliklerini gizlemelerinin başta bir anlamı vardı. Daha öncesinde duvara insanların kendilerini, tepkilerini ifade etmek amacıyla yaptıkları graffiti, anarşizm olarak nitelendiriliğinden ve söz konusu duvarlara izinsiz yapıldığından suç olarak görülüyordu.

Günümüze gelindiğinde ise sanatçıların kendini ifade etme şekline ek olarak, görsel anlamda çok daha başarılı işlerin ortaya çıkmasıyla daha çok popülerleşen bu sanat, markaların da kendini tüketicilerine ifade etmesinin yeni ve farklı bir yolu oldu. Bu sanatı markasının ruhuna işleyenler bir yana, sosyal sorumluluk için tercih edenler de var. Koruncuk Vakfı’nın, Kiehl’s’ın katkılarıyla başlattığı “Çocuklara iyi Gelecek” adlı projesine bu anlamda güzel bir örnek. Graffiti sanatçısı Leo Lunatic’in duvarlara yansıttığı sergi açılışı, geçtiğimiz aylarda Elgiz Müzesi ev sahipliğinde gerçekleşmişti. Sergi duvara uygulamalı olarak yapılan ilk graffiti sergisi olarak alanında ilk olma özelliği taşıyor. Bunun dışında markaların ve kurumların graffiti tercihinin genel kullanımından bahsetmek gerekirse festivaller ilk sırada geliyor. Yalnızca mağaza içi mekan tasarımlarından, lansmanlara; ürün ambalajlarından, kampanyalara kadar birçok kullanım alanı mevcut.

Sokağın enerjisi, Red Bull’la hayat buluyor

Enerji denildiğinde akla gelen ilk markalardan olan Red Bull, şüphesiz graffiti sanatının dinamizmini en hızlı fark edip markasının ruhuna taşıyanlardan. Marka, meşhur festivalleri başta olmak üzere, birçok etkinliğinde de bu sanatı odağı haline getirmiş durumda.

Graffiti duvar yazısı anlamına geliyor. Bundan 10 sene öncesine kadar sokaklardaki boş duvarlara yapılmasına alışık olduğumuz bu renkli çizimler artık sadece gençlerin geceleri bizlere yaptığı kendilerini ifade etme şekli olarak kalmayıp, adeta bir sanat haline geldi.

Graffitinin genç kitleye hitap ettiği tartışılmaz bir durum. Bu sebeple de hedef kitlesi gençler olan markaların da graffitiye olan ilgisi kaçınılmaz oluyor. Graffitinin rengarenk ve dinamik dünyası göz önünde bulundurulduğunda; akla adrenalin, aksiyon, hız ve spor tutkusuyla çağrışım yapan marka Red Bull geliyor. Red Bull graffitinin dinamizmini ilk fark eden ve aynı çeviklikle markasına entegre edebilen markalardan biri desek yanlış olmaz. Bir enerji içeceğinden çok daha fazlasını vaat eden markanın son birkaç yıldır yaptığı her etkinlikte yer alan bu sanat, hem gençlerin dikkatlerini üzerine topluyor, hem de markanın akıllardaki algısına yeni bir enerji katıyor.

Her zaman hip hop kültürü ile iç içe olan markalardan biri olan markanın, hip hop’ın bir elementi sayılan graffitiyi odağına alan pek çok projesi bulunuyor. Uluslararası arenada Red Bull’un graffiti sanatçılarıyla olan işbirliği daha eskilere dayansa da Türkiye’de gelişen hip hop kültürünün bir yansıması olarak ortaya çıkan graffiti sanatıyla buluşmasının ilki 2012’de gerçekleşti. Red Bull Graffizm etkinliğine denk gelen buluşma, graffiti sanatçılarını profesyonel bir yarışma ortamıyla buluşturdu. Etkinlik herkesin tahta panoları aynı anda, aynı sayıda boya ve aynı adet rengi kullanarak boyadığı bir yarışma oldu. İlki Eylül 2012’de İzmir Fuarı’nda, ikincisi Eylül 2013’te İzmir Limanı’nda, üçüncüsü Eylül 2014’te İzmir Fuarı’nda, dördüncüsü ise Haziran 2015’te Adana’da gerçekleşti.

Markanın graffitiyle olan ilişkisini geliştiren en önemli etkinliklerinin başında ise “Red Bull Art Around” geliyor. İlki 2015’te Karaköy’de gerçekleşen etkinlikte sokak sanatçısı Cins ve illüstratör ve graffiti sanatçısı Furkan ‘Nuka’ eserleriyle Karaköy duvarlarını renklendirirken, geçtiğimiz Mayıs ayında Moda’da gerçekleşen etkinlikte Esk Reyn, Brunelle’in dış cephesini süsleyen muralleriyle yer aldı.

Markanın içerik üreten ve adeta bir yaşam portalı niteliği taşıyan internet sitesi redbull. com da grafiti sanatına destek veren projelere imza atıyor. Yaklaşık 14 yıldır graffitiyle uğraşan sanatçı Highero, Hey Douglas ile redbull.com işbirliği ile geçtiğimiz yıl “İstiklal Re-Edit” projesi için sokağa çıktı ve Cadde’de bir duvar boyayarak çok konuşulan bir işe imza attı. Yine redbull.com’da iki bölüm halinde yayınlanan web serisi Falko’da ise Güney Afrika’da doğan bir grafiti sanatçısının Afrika’nın kenar mahallerinde yaptığı çizimlerin hikâyesi anlatılıyor.

Hip Hop turnuvasında grafiti panoları

Red Bull BC One Hip Hop buluşması ile Mart 2016’da İpek Atcan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen sokak sanatı söyleşisinde grafiti kültürünün önemli isimleri Tunç ‘Turbo’ Dindaş, MET, DSK ve Furkan ‘Nuka’ Birgün soruları yanıtladı ve etkinlik alanında yer alan panolarda sanatlarını konuşturmuştu.

Türkiye’nin ilk graffiti ajansı: Boyalı Eller

Günümüzde birçok graffiti sanatçısının tekil çalışmaktan ziyade kolektif çalıştığını ve bağlı oldukları Crew’lerle anıldığını biliyoruz. Boyalı Eller ise Crew olmayı bir tık yukarı taşımış bir grup sanatçının, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek oluşturduğu, ilk graffiti ajansı.

Resmi olarak ‘’Türkiye’nin ilk graffiti ajansı’’ olarak da bilinen Boyalı Eller’in temelleri 2006 senesinde Güngören Belediyesi’nin bir grup graffiti sanatçısına sponsor olmasıyla başlıyor. 2010 senesinde gelen taleplerin sonucu olarak daha ciddi işlere imza atan ajans, hayatına resmi olarak devam ediyor. Vodafone,Lenovo, Tadım gibi markalarla çalışan ajansın adına sorularımızı yanıtlayan Ulaş Çelik, bize graffitiyle olan macerasının nasıl başladığını, markalaşma yolunda nasıl bir süreç geçirdiklerini anlattı.

Graffitiye nasıl yöneldiniz? ‘’Ben bu işi yapacağım’’ demenizin sebepleri neler oldu?

Ben şahsi olarak ufak bir çocukken hip hop kültürüne olan yakınlığım ve macerasever yapım sayesinde graffiti ile ilgilenmeye başladım. Belediye dokunuşundan sonra gelmeye başlayan, sürekli çığ gibi büyüyen talep sayesinde ve gördüğümüz takdir ile bu işi yapabileceğimize inandık.

Markalarla olan iş birliğiniz nasıl başladı? Markalar sizden genel olarak ne istiyor? Sizinle iş birliği yapmalarının nedeni ne?

Markalar genel olarak bizden pazarlama projelerine katkıda bulunmamızı, onlar için gençlere ulaşabilecek fikirler üretmemizi talep ediyor ve genel alanlarına iz bırakmamızı istiyorlar.

Konsepte nasıl karar veriyorsunuz? Marka bu anlamda işi size mi emanet ediyor yoksa belli beklenti ve taleplerini belirtiyor mu?

Dilerse markanın bize verdiği brief üzerine yoğunlaşabiliyoruz ama geçmişte bitirdiğimiz projelere bakarak genelde bize bırakmayı tercih ediyorlar.

İş bittikten sonraki süreçte nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Bizim için en keyifli kısmı başlıyor, insanlar genelde eserlerimizle karşılaştığı zaman şaşırıyor. Örneğin E-5 otoyolu üzerinde yaptığımız 200 metre uzunluğundaki çalışmamızı metrobüsle giderken insanların nasıl birbirine gösterdiğine şahit olmak çok güzel bir duygu.

Hangi markalarla çalıştınız? En keyif aldığınız iş birlikteliği hangisiydi?

Bugüne kadar ortalama 100 civarı kurumsal firma ve kamu kuruluşuyla çalışmalarımız oldu. Birkaçını örneklemek gerekirse Fox İnternational, Vodafone, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Güngören Belediyesi, Alarko Carrier, Lenovo, Google, Sanko Holding, Tadım Kuruyemiş gibi markaları sayabiliriz.

Hangi markayla çalışmayı isterdiniz?

Dünyada değerini ispatlamış Türk Hava Yolları’yla çalışmayı çok isterdik, bir proje kapsamında uçaklarını boyama projemiz direkten dönmüştü, hayata geçmesini çok isterdik.

Dünya’dan da bu tür sokak sanatı-marka iş birliğine örnekler var mı?

Graffitinin Dünya’da geldiği noktayı etki anlamında özetlemek istersek Barack Obama’nın ilk seçim kampanyasına sokak sanatçısı Obey’in büyük katkısı, Brezilyalı ünlü graffiti grubu Os Gemeous’un Amerika sergisine Amerikan üst sosyetesinin nasıl akın ettiğini ve Facebook genel merkezini süsleyen graffiti sanatçısının karşılığında binde 5 hisse alıp ilk halka arz ile 200 milyon dolar kazandığını örnekleyebiliriz.

Son olarak bu işe başlamak isteyen gençlere neler önerirsiniz?

Bunu iş olarak görmeden önce sanat olarak görmelerini dilerim. İyi bir sanatçı olmadan ticari açıdan da anlam ifade edemezsiniz ve sokağın tozunu yutmaktan hiçbir zaman vazgeçmemelerini tavsiye ederim.

Billboardlara reklam vermek OUT, duvarları renklendirmek IN

Son yıllarda sokağın dikkat çeken işlerine bakıldığında, Mr. Besk imzasıyla karşılaşıyoruz. Özellikle üç boyutlu karakteriyle duvarları renklendiren sanatçı, markaların da ruhunu duvara taşıması için tercih ettiği gözde isimlerden.

Graffitiye, çalışmalarımı küçümsemeleriyle başladım

Graffitiye nasıl yöneldiniz? ‘’Ben bu işi yapacağım’’ demenizin sebepleri neler oldu?

Bir gün memleketim Balıkesir’de çizim yaparken karşımdaki duvara fırça ile çizilmiş bir resim vardı. O sokağa ayrı bir hava kattığını düşündüm ve insanların bunu özgürce görebilmesi ilgimi çekmişti. Ben de kağıtları bırakıp çizimlerimi duvara yansıtmam gerektiğini düşünüp sanatımın belli saatlerde ücretle değil her saat sokakta özgürce görülmesini istedim. Ben bu işi yapacağım dememin sebebi ise Balıkesir’deki abilerin yaptığım çalışmaları küçümsemesi olmuştu.

Sokaklar benim reklamım

Markalarla olan iş birliğiniz nasıl başladı? Markalar sizden genel olarak ne istiyor? Sizinle iş birliği yapmalarının nedeni ne?

Sokaklara yaptığım her çalışma benim bir reklamım, çalışmalarımı görüp benimle iletişime geçiyorlar. Aslında çoğu marka tam olarak ne istediğini bilmiyor. Markasını bana anlatıyor ve marka değerine uygun bir şekilde yaratıcılığımı kullanmamı istiyor. Benimle iş birliği yapmalarının sebebi ise çalışmalarımı beğenmeleri ve kendilerine uygun görmeleri diye düşünüyorum.

Konsepte nasıl karar veriyorsunuz? Marka bu anlamda işi size mi emanet ediyor yoksa belli beklenti ve taleplerini belirtiyor mu?

Her marka farklı bir şey istiyor. Kimi bir şeyleri tarif ediyor ben tasarlıyorum. Kimi ise direkt elinde bulunan bir görseli çizmemi istiyor. Bir başkasıysa tarzımı beğendiğinden işi tamamen bana bırakıyor.

Tasarımlarınıza nasıl başlıyorsunuz, tasarım esnasında nelerden ilham alıyorsunuz?

Tasarımlarıma başlamadan önce masamda bulunan her şeyi kaldırıyorum sadece 1 kalem 1 kağıt ve bilgisayarımı bırakıyorum. Tasarım esnasında sakin bir rap müzik bana ilham veriyor.

İş bittikten sonraki süreçte nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Bugüne kadar her zaman olumlu tepkiler aldım. Zaten müşterinin içine sindirmeden çalışmamı bitirmiyorum. Bu yüzden aldığım geri dönüşler hep güzel oluyor bunun da yararını görüyorum.

Hangi markalarla çalıştınız? En keyif aldığınız iş birlikteliği hangisiydi?

Red Bull, Mavi Jeans, Yapı Kredi, PepsiCo ve benzeri birçok büyük markalar ile çalıştım fakat en keyif alarak çalıştığım iş birlikteliği Red Bull ile oldu. Çünkü gerçekten eğlenmesini bilen ve insan ilişkilerini çok güzel kurabilen bir marka.

En ilginç işiniz/projeniz hangisiydi?

En ilginç işim Red Bull ile oldu. Edirne Yağlı Güreşleri Festivali’nde bir belediye otobüsü boyamıştım ve o otobüsün üzerinde imzam varken Edirne yollarında aktif olarak çalışıyor olması benim için çok farklı olmuştu.

Red Bull’la çalışmak hep hayalimdi

Hangi markayla çalışmayı isterdiniz?

Hayallerimde hep Red Bull ile çalışmak vardı ve bu yaz bu hayalimi gerçekleştirdim.

Dünya’dan da bu tür sokak sanatı-marka iş birliğine örnekler var mı?

Tabii ki, bazı markaların yurt dışında Graffiti Akademisi dahi var. Zaten sokak sanatı, bir marka için çok güzel bir şey. Billboardlara reklam vereceklerine sokaklarda duvarları markaları ile renklendirebilirler.

Son olarak bu işe başlamak isteyen gençlere neler önerirsiniz?

Bu işe başlamak isteyen kardeşlerime söylemek istediğim, ne olursa olsun kendi yollarından şaşmasınlar, ne istediklerini bilsinler, insanların olumsuz yorumlarına aldırmasınlar ve farklarını ortaya çıkaracakları bir çıkış yolu bulsunlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir