ÖTEKİ Pelin Çift: SAMİMİ, ÇALIŞKAN VE DUYARLI BİR ANNE

Geri

Dr. Fatma Kamiloğlu

Malumunuz üzere Türk toplumu, az okuyan ve çok televizyon izleyen bir toplum. Günde ortalama 5 saatimizi, televizyon karşısında geçiriyoruz ama sadece 1 dakikamızı kitap okumaya ayırıyoruz. TÜİK verilerine göre kitap, ihtiyaç listemizin 235. sırasında. Bu manzaraya bakınca sakın Türk toplumunun bilgiden uzak ve bilgiye ulaşma konusunda meraklı olmayan bir yapısı var sanmayın. Zira, Türk televizyon tarihinde yeni ve özgün bir televizyon programı bize Türk toplumunun ne kadar da bilgiye aç olduğunu ispatladı. Habercilik deneyimi ve sahip olduğu alt-yapı ile Öteki Gündem programına başlayan Pelin Çift, bu kadar ilgiyi beklemiyordu şüphesiz. Gece geç saatlerde başlayan program, reytinglerde haklı bir seviyeye ulaşınca haftanın çeşitli günlerine ve daha geniş saat dilimine yayıldı. Ortada çıplak bir gerçek vardı: Türk toplumu tarihe, özellikle kendi tarihine, tarihi figürlere, dünya siyasetine, dinler tarihine, gizemli olaylara, bilinmeyene ve bilimsel bilgiye ne kadar da açtı. Pelin Çift’in Habertürk’te başladığı Öteki Gündem programı şimdi TRT’de Gündem Ötesi adıyla devam ediyor. İşlediği konularla, alanında uzman konuklarla ve tarihe şahitlik etmiş isimlerle devam eden program, adeta bir belgesel tadında. Bu azim ve çalışkanlık, Pelin Çift’e birçok ödül getirmekle birlikte The Brand Age’in Yılın İlham Veren Kadınları’nda iki yıl üst üste seçilmesini sağladı. Bu sefer biz, tarihin gizemli sayfalarında yolculuk eden Öteki Pelin Çift’e mikrofonu uzatalım.

Şahsen ekranda beğendiğim kadın yüzler arasındasınız. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel The Brand Age’in seçtiği kadınlar arasında iki yıldır siz de varsınız. Tebrik ediyoruz. Halk açısından bu başarının ve sevginin altındaki faktörler neler?

Öncelikle teşekkür ediyorum güzel sözleriniz için. Kendimden pay biçerek bu sorunuzu yanıtlayacağım. Yaptığı işi gerçek manada sahiplenen, emek veren ve kendi gibi olan insanları ilgi ve sevgiyle takip ediyorum. Dolayısıyla bana yönelik olumlu geri dönüşlerin, benzer duygularla oluştuğu kanaatindeyim. İşimin hakkını verebilmek adına emek sarf ediyorum. Okuyorum, araştırıyorum. Farklı olanın peşinden gidiyorum. Meraklarım doğrultusunda soru soruyorum. Kimseyi rencide etmemeye özen gösteriyorum. Ekranda “kendi” olmayı başaran kişi, kalıcılığı yakalar. Bu sadece sunucular için geçerli değil, Survivor’da yarışmacı olsanız da böyle. Nev-i şahsına münhasır denir ya.. Sahici olduğunuz takdirde seviliyorsunuz. Dilerim seyircilerimizle daha uzun yıllar bu bağımız devam eder.

Habertürk zamanında daha çok siyaset ve haber programlarında ön plandaydınız. Birden Türk televizyonlarında hiç olmayan yaratıcı bir formatla Öteki Gündem programına başladınız. Nasıl doğdu bu süreç? Bu formatı tasarlarken etkilendiğiniz bir program ya da kişi var mı?

Evet, çok farklı bir formatla seyirci bu program sayesinde tanıştı. Hatta inanır mısınız, kanal yönetimini bile zor ikna ettik. 8 senedir programı birlikte sırtlandığımız arkadaşım Ebru Yücel, o dönemlerde program müdürüydü. Aynı zamanda çok iyi arkadaş olduğumuz için birlikte ortak meraklarımız doğrultusunda bir program hazırlayalım istedik. O zamanki ismiyle Öteki Gündem doğdu. TRT’ye geçtikten sonra, üç sezondur Gündem Ötesi ismiyle ekrandayız. Ebru ile birbirimizin aklına ve kalbine her zaman güvendik. Kimseyi taklit etmeden, özgün fikirlerle farklı konular araştırdık. Bugün ekrandan tanıdığınız birçok isim, bizim programımız sayesinde tanınır hale geldi. Yani bir anlamda kendi starlarını yaratan bir program Gündem Ötesi. Hatta birçok yapıma ilham olması, bizim çok hoşumuza gidiyor. Markalaşma sürecinde katkı sağladığını düşünüyorum.

Kendi kişisel markanızı tanımlamanızı istesek, Pelin Çift nasıl bir marka sorusuna ne derdiniz?

Aslında buna nasıl cevap verilir tam bilmiyorum. En güzeli, bana dair en çok duyduğum takdir cümlelerini sizinle paylaşayım. Çalışkan, güvenilir ve samimi.. Umarım hakkını veriyorumdur : )

Güçlü yönleriniz neler? Sizin mesleki anlamda markanızı ve yıldızınızı parlatan yönleriniz…

En güçlü olduğum yönüm, elbette tecrübem. Raydan çıkmadan stresle ve krizle canlı yayında nasıl başa çıkılacağına dair, 20 senede epey fikir edindim. Kesintisiz, masadan kalkmadan 7 saatlik savaş yayınından tutun da aynı anda konuşan 6 konuğu idare ettiğim tartışmalara, uçak kaçırma krizinden kanlı baskınlara/patlamalara , deprem yayınlarından siyasi krizlere, tuvaleti gelen konuklardan tuhaf gaflara imza atanlara.. Neler yaşadım neler.. Sırf Gündem Ötesi’nde bile 500 bölüm çekim yaptık. Ki bu, meslekteki son 8 senem. Evvelki 12 senem, haber kanallarının en iddialı ve ateşli zamanlarıydı. Bir diğer avantajım, ekranda gerilmiyor olmam. Yapı meselesi herhalde, işin başından itibaren ekranda hep rahattım.

Bir de tabii ki zayıf yönleriniz var. Geliştirmeye açık alanlarınız neler? Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Üstüme vazife olmayan konularda, fazla kontrollüyüm sanırım. Kj’deki yazı düzgün mü, barkodaki görüntü doğru mu, seyirciye hediye verilen kitabı kargo ulaştırdı mı gibi.. Bu yönümü terbiye etmeye çalışıyorum. Bir süredir fena sayılmam, gelişme var : )

İşkolik olduğunuzu biliyoruz. Bir iş gününüz nasıl geçiyor? Nasıl bir çalışma düzeniniz var?

İşini çok seven biri olarak, çalışma saatlerim ve özel zamanlar gibi bir ayrım yapamıyorum. Hep söylerim, iş bende her daim açık kalmış bir Windows penceresi gibidir. Marketten alışveriş yaparken ya da oğlumu parkta gezdirirken bile programa dair bir fikir üretebilirim. Kulağa hoş gelebilir bu söylediğim ama herhangi olumsuz bir durumda, akıldan çıkmayan bir problem olabileceğini de düşünün. Ebru ile sürekli iletişim halindeyiz. Zaten hemen her gün görüşürüz. Onun haricinde WhatsApp hiç durmaz. Bizi kocaman bir ekip sanıyorlar ama düşünülenin aksine minicik bir ekibiz.

Peki diyelim ki bugün tüm gün size ait. Hiçbir programınız yok. Neler yaparsınız?

Diyelim ki tüm gün bana ait, en ideali eşim ve oğlumla vakit geçirmek olur benim için. Tatlı bir havada yürüyüş, güzel bir yemek ve ardından evde miskinlik. Oh mis!

Pelin Çift nasıl bir anne?

İyi bir anne olma gayretindeyim. Oğluma sevgimi her vesileyle dile getiriyorum ve gösteriyorum. Bağımsız bir birey olduğunu unutmadan vaktimin önemli bir kısmını onunla geçiriyorum. Şimdilik bir şikayeti yok ama bakalım zaman ne gösterecek? Sonuçta 5 yaşında minik bir adamdan bahsediyoruz.

Oğlunuza, ileride bunu okuyacağını varsayarsak, nasıl bir mesaj vermek isterdiniz?

Bol bol okumasını isterdim. Bilgi, güçtür. Bunun farkında olmasını öğütlerdim. İnsan ancak sevdiği işi yaparsa hem mutlu hem başarılı olabilir. Zaman hakikaten kıymetli; başkalarının hayatını yaşayarak ömrünü harcamamasını hararetle tembihlerdim. Aile olmak çok özel ve önemli. Doğru insanı bulduğu takdirde erken evlenmesini ve en az iki çocuk yapmasını isterdim. Çok zor evet ama imkansız değil, çocuk da kariyer de pekala bir arada yapılabilir. Gerçek mutluluk, evim dediği yerde olacak. Bunu asla göz ardı etmemesini söylerdim.

Gündemi yakından takip eden, toplumsal meselelere duyarlı bir yapınız var. Bu meselelerde son zamanlarda (politik değil daha toplumsal) sizi en çok meşgul eden ve rahatsız eden konular hangileri?

Gitgide, farklı yönlerimiz birbirimize daha çok batar hale geldi. Bu, beni korkutuyor. Sosyal medyada dahi görüyoruz. Birbirini hiç tanımayan insanlar çok çabuk birbirinden nefret edebiliyor. Her şeyin dozajı yüksek, her şey hızlı. Bu belki de çağın hastalığı, zamanın ruhu. Çoğumuzun durup düşünmeye, dinlemeye, ham halden geçip pişmeye vakti yok gibi..

Program nasıl gidiyor? Formatta bir evrilme gözlemleniyor. Adeta, tarihi figür ve olaylara belgesel kıvamında yaklaşıyorsunuz. Zamana tanıklık edenlerle ve uzmanlarla…. Programdaki bu değişim, nasıl oldu bahseder misiniz?

Yeni yayın döneminde hayata geçirebileceğimiz yeni birkaç fikrimiz var ancak genel itibariyle 8.senesinde artık klasikleşen bir program bizimki. Çok geniş bir seyirci kitlesine sahibiz. 14 yaşındaki torun, 70 yaşındaki dedesiyle bizi izler hale geldi. Bu, çok büyük bir avantaj. Milli ve manevi değerleri önemseyen, tarihini sahiplenen, öğrenmeye hevesli, meraklı bir seyircimiz var ekran karşısında. Üstelik aldığımız reytingler bu kitlenin milyonlara tekabül ettiğini gösteriyor. Kemikleşen seyircimi, bilgisayarında kendi arşivini tutuyor. Bu ilgi ve destek devam ettiği müddetçe aynen yola devam.

Peki kitaplara geçelim. Bugüne kadar hangi kitapları çıkardınız? Yeni kitap var mı?

Türkiye’de ilk defa bir program, kendi kitaplığını oluşturdu: Gündem Ötesi Kitaplığı.. 3 kitabımız var şimdilik. İlki Erhan Altunay ile birlikte kaleme aldığımız Ayasofya’nın Gizli Tarihi, ikincisi Prof. Dr. Ömer Faruk Harman ile Kudüs’ün Gizemli Tarihi ve Prof. Dr. Sinan Canan ile Beynin Sırları. Sırada çok güzel sürprizlerimiz var. Kitap yazımında da Ebru Yücel ile beraberiz elbette. Yeni kitapların hazırlıkları sürüyor. Özellikle belirtmek isterim, hiçbiri program deşifresi değil. Hepsi için uzun saatler çalıştık. Üçü de -çok şükür- çok satanlarda yerini aldı ve haftalarca inmedi.

Size dair birkaç sorumuz olacak…

Sofranızdan eksik etmediğiniz şey?

Soframdan suyu eksik etmem.

Üzerinizde mutlaka taşıdığınız şey?

Üzerimde mutlaka taşıdığım bir şey yok.

Ekranda başarılı bulduğunuz isimler?

Müge Anlı, Acun Ilıcalı

Teknoloji ile aranız nasıl? Son zamanlarda sizi en çok etkileyen teknolojik inovasyon ne?

Teknolojiye ilgiliyim. 3D yazıcıları çok etkileyici buluyorum. Endüstri ve tıbbın bu teknolojiden yararlanması müthiş bence.

Son zamanlarda sizi en çok etkileyen yaratıcı fikir girişimi?

Yaratıcı fikir girişimi SpaceX Neler yapacaklarını merakla bekliyorum.

İş dünyasında girişimci olsanız hangi alanda nasıl bir yatırım yapardınız?

Sosyal medya/ internet alanında yatırım yapmak akıllıca duruyor.

Sizi en çok etkileyen marka hangisi?

Apple

Pelin Çift bir markanın yüzü olsa bu hangi marka olurdu?

Bir markanın yüzü olsam ne olabilirdi? Aklıma ilk olarak, bir banka veya akıllı telefon geliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir