Marka yöneticileri ve iletişimciler iş dünyasını değerlendirdi

Geri

Mert Uzman

İş dünyasında rol – model olmuş, önemli başarılara imza atmış kadınları markalardan iletişim sektörüne, hatta sanat dünyasına kadar uzanan bir renklilik içerisinde sayfalarımızda misafir ettik. Toplumsal cinsiyette gelinen noktayı ve yeni hedefleri kendi sözcükleriyle, kadın – erkek, tüm okuyucularımız için anlattılar.

Dünyada ve ülkemizde, kadınların hem toplumsal hem de iş yaşamlarındaki gücü gün geçtikçe artıyor olsa da kadının ilerleyişi henüz tamamlanmış değil. Gündelik yaşam içerisinde, iş hayatında ve medyada kadının ötekileştirildiği ve ayrımcılığa maruz kaldığı örneklere şahit olmak maalesef hala mümkün. Kadınların toplumsal problemleri ve ayrımcılık, toplumun tüm kesimlerini etkilediğinden bu konuda kadın- erkek tüm bireylere pek çok görev düşüyor. Kadınların kamuya, eğitime ve istihdama daha fazla katılmasına olanak tanıyacak fırsatları yaratmak ve bu yöndeki etkinlikleri artıracak adımlar atmak, devlete, sivil topluma ve kanaat önderlerine düşen önemli görevler arasında bulunuyor. Tabii, toplumu oluşturan temel öğe olan bireylerin de başta cinsiyetçi ayrımcılık olmak üzere her türlü etnik, dilsel ya da dinsel ayrımcılıktan uzak duran bir bakışa sahip olması ve bu vizyonla topluma artı değer katması gerekiyor.

İstihdamda kadınlar erkeklerin gerisinde

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 Küresel Cinsiyet Uçurumu raporuna göre, cinsiyet eşitsizliği küresel bir sorun olmaya devam ediyor. Rapora göre Türkiye 144 ülke içinde 130. sırada yer alıyor. Raporda Türkiye’de kadınların istihdama katılım oranı yüzde 33, erkeklerinse yüzde 77 oranında. Kadınların eğitim oranı sıralamasında 109. olan Türkiye, siyasete katılım gösteren kadın oranındaysa 100. sırada yer aldı. Kadın-erkek eşitliğinde en iyi ülkeyse İzlanda. İzlanda’da kadın çalışan oranı yüzde 83 olarak belirlendi. Raporun son sırasındaysa Yemen var. TÜİK verilerine göre de işgücüne katılım oranındaki fark net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ücretlerde ayrımcılık devam ediyor

Bu olumsuzluklara rağmen ülkemizde hem toplumun kadına bakışında hem de kadının kendi varlığına ve konumuna bakışında göz ardı edilemeyecek yenilikler gerçekleşiyor.

Ancak bu yeniliklerin toplumun belli kesimlerinden ziyade geneline yayılması için konuya iş dünyası açısından bakarsak, kamunun ve özel sektörün attığı adımlar kadın – erkek tüm çalışanlardaki iş memnuniyeti ve işyeri ilişkileri memnuniyeti artışına yansıyor. Ancak kadın ve erkek kazanç memnuniyetinde kadınlara karşı yapılan haksızlıkların yansımaları da net olarak görünüyor.

TÜİK’in eğitim araştırmasına göre kadınlar okuryazarlıkta erkeklerin gerisinde kalıyor. Okuryazar olmayan kadın sayısı erkeklerden çok daha fazla. Ancak okuryazar olmayan kişi sayılarının her iki cinsiyette de azalıyor olması verilerde göze çarpan bir diğer özellik. Toplumun evlenme yaşına dair düşünceleri de cinsiyetler arasında önemli değişikliklere uğruyor. Bireylerin kadın ve erkek için uygun gördükleri ilk evlenme yaşında kadınlar belirgin bir farkla daha küçük yaşlarda evliliğe uygun olarak değerlendiriliyor. (Grafik: Eğitim, Evlilik Uygunluk)

Ev işleri ve çocuk bakımı kadının sorumluluğunda

Kadınların kamusal alana katılımında “ev alanına” ilişkin çoğu görevin kadının sorumluluğuna bırakılması da önemli bir engel teşkil ediyor. Kadınlar iş yaşamında büyük başarılar elde edip kendilerini kanıtlamış olsalar da hala “ev” neredeyse tümüyle kadının sorumluluk alanı gibi düşünülüyor. Özellikle çocuk bakımı konusunda babalarla annelerin iş bölüşümünün orantısız olduğu görülüyor. Ayrıca ev içinde yaşanan ve boşanmaya kadar giden sorunların kaynağı olarak şiddet, kadınların boşanma nedenleri arasında hala önemli bir orana sahip.

Tüm bu verilerin ışığında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de fırsat bilerek iletişim çağında kadınların eşitlik, haklar ve istihdam konusundaki düşüncelerini, iş dünyasındaki gözlemlerini ve sorunlarını bizzat kendilerinden dinledik. İş dünyasında rol – model olmuş, önemli başarılara imza atmış kadınları markalardan iletişim sektörüne, hatta sanat dünyasına kadar uzanan bir renklilik içerisinde sayfalarımızda misafir ettik. Toplumsal cinsiyette gelinen noktayı ve yeni hedefleri kendi sözcükleriyle, kadın – erkek, tüm okuyucularımız için anlattılar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir