Marka profesyonelleri gençlerle buluştu – Marka Zirvesi 2016

Geri

Elif Tütüncü

Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından bu yıl 4. kez düzenlenen Marka Zirvesi, markaların üst düzey yöneticilerini öğrencilerle buluşturdu. Zirvede markalardan case’lere, profesyonellerin sektördeki tecrübelerinden marka stratejilerine kadar pazarlama alanında birçok şey konuşuldu.

Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü (BUIK) Satış ve Pazarlama Alt Kurulu tarafından bu yıl 4. kez düzenlenen Marka Zirvesi, 9-11 Aralık’ta gerçekleşti. Satış ve pazarlama kariyeri yapmak isteyen, birikimi ve yeteneği olan üniversite öğrencileri, markaların nöropazarlamadan viral pazarlamaya, spor odaklı pazarlamadan yaratıcı caselerine kadar ilgi çekici pazarlama içeriklerini sektörün önde gelen isimlerinden dinlediler. Bizim de The Brand Age olarak medya sponsoru olduğumuz zirve; öğrencilerin bu alanlarda kendilerini geliştirmesine olanak sağlamayı amaçlıyor.

CEO, CMO, Pazarlama Müdürü gibi üst düzey konuşmacıların katılımıyla gerçekleşen etkinlikte McDonald’s CEO’su Oğuz Uçanlar, Eczacıbaşı Profesyonel Genel Müdürü Melike Koçoğlu, Mey İçki Satış Direktörü Levent Kömür, Saffron Brand Consultants Türkiye, Rusya, Hazar ve Körfez Direktörü Turgay Adıyaman, Marka Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Güven Borça ve Batesmotelpro Kurucu Ortağı Volkan Öge gibi önemli isimler sahnede deneyimlerini paylaştılar.

Medya sponsoru olarak yer aldığımız etkinlikte genel itibariyle ‘’marka tutarlılığı’’ kavramına vurgu yapıldı. Markaların ve yöneticilerin ‘’ne yaparsam yapayım, satarım’’ yerine, ‘’markamın tüketici algısında belli bir kimliği var ve attığım her adımda bu kimliği göz önünde bulundurmalıyım’’a dikkat ettikleri ifade edildi, aksi stratejilerin başarısız girişimleri örneklerle gösterildi. The Brand Age olarak etkinliğin dikkat çeken konuşmacılarıyla keyifli söyleşiler yaptık. Öncelikle hala öğrenci olmalarına rağmen sektördeki profesyonel organizasyonlarla rekabet edecek şekilde bir etkinlik düzenleyen Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü ile başlayalım. Sorularımızı kulüp adına Etkinlik Direktörü Duhan Eşiyok yanıtladı.

Öncelikle sizi tanıyalım. BUİK nedir, ne tarz faaliyetlerde bulunuyor?

Türkiye’nin en büyük ve en köklü kariyer kulübüdür. İşletmenin 6 temel alanında her biri kendi alanında lider 12 büyük etkinlik ve bunların yanı sıra daha çok kulüp içine yönelik bir çok küçük çaplı etkinlik düzenler. Bu 6 alan başlığında kulübün altında 6 farklı alt kurul bulunur. Bir kulüp çatısı altında 6 tane, her biri kendi alanında diğer kulüplerden büyük çapta olan, kulüp gibi konumlandırabiliriz aslında. Bu alt kurullar Ekonomi ve Finans, Girişimcilik, İletişim ve İnsan Kaynakları, İş Dünyası ve Yönetim, Reklamcılık ve bizim başında olduğumuz Satış ve Pazarlama şeklinde.

Kulübün 3 yönden 3 temel misyonu var aslında. Bunların ilki öğrencilere yönelik hedefimiz; Türkiye’nin dört bir yanında işletmenin alt disiplinlerinde kariyer hedefleyen öğrencilere eğitim, mentorluk, vizyon, deneyim ve ödül desteği vererek kariyerlerini bir seviye üste taşımak. Bir diğer hedefimiz ise şirketlere yönelik; şirketlerin işveren marka bilinirliğine ve işe alım süreçlerine, kampüs içinde destek olmak. Son olarak, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik hedeflerimiz de iş hayatına adım attıktan sonra kazanmaları gereken tüm yetileri öğretmek ve deneyimlettirmek.

Sizin Satış ve Pazarlama Alt Kurulu olarak, BUIK’teki yeriniz ne?

Satış ve Pazarlama İşletme biliminin olduğu gibi kulübümüzün de en temel ve en köklü yapıtaşlarından biri. Geçtiğimiz yıla kadar marka ve pazarlama alanında faaliyet gösteriyorduk. Bu yıl, Türkiye’de sektörümüzde satış alanındaki açlığı değerlendirerek Türkiye’nin ilk ve tek satış yarışmasını yapmaya karar verdik. 2 büyük etkinliğimiz var. Bunlar Boğaziçi Marka Zirvesi ve Boğaziçi Sales Challenge. Bunların dışında ise daha çok kendi ekibimize ve Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik olan; eğitimler, şirket gezileri ve bu alanlarda uzman olan insanların bize özel samimi bir ortamda gerçekleştirdikleri tea-talklar gibi etkinliklerimiz var.

Marka Zirvesi’nin arka planında nasıl bir süreç var? Bir öğrenci kulübü için profesyonel düzeyde olan bu etkinlik nasıl ortaya çıkıyor?

Kulübümüz amatörlük ve profesyonelliği çok güzel bir şekilde birleştiren bir çalışma sistemine sahip. Bir yandan profesyonel bir çalışma stilimiz var; toplantılar, hedefler, to-dolar, projeler, aksiyon planları ve daha bir çok yöntem, çalışma sistemimizi oluşturuyor. Öte yandan hepimiz öğrenciyiz, içimizdeki heyecan, ekip ruhu ve başarma hırsı hala büyük bir etken. Bu sistemle Yönetim Kurulu tarafından yaz ayının başından itibaren etkinliklerin planlanması ve konumlandırılması yapılıyor. Ağustos ayında ise Satış ve Pazarlama ekibi olarak aksiyon planımızı uygulamaya başlıyoruz. Boğaziçi Marka Zirvesi’nin tüm ekip için yeri bambaşka. Aylar boyunca, bu etkinliğin her detayını ince ince işliyoruz ve sonunda ortaya her yönüyle alanının en iyisi olan bir şeyler koymaya çalışıyoruz. Bu çok farklı bir duygu, bir süre sonra etkinlik çocuğunuz gibi oluyor.

Dikkat çeken oturumlar

Güven Borça

Marka Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı

Bu topraklardan neden dünya markası çıkmıyor?

Tarihsel sebepleri var. Geç başlamışız bu işlere, sanayileşmeye. Bu sürecin getirdiği gecikme temel sebep. İkinci sebep; bu işte hevesli ve iddialı iş insanları fazla yok ve destek görmüyor. İş dünyasında ve sanayicide vasatlık var. Günü kurtarma, kısa vadeli, düşünme gibi alışkanlıklar var. Markalaşma daha uzun soluklu bir şey; ön görmek, doğru yere yatırım yapmak, ihtiyaçları doğru tespit etmek ve farklılaşmak lazım. Kültürde, kamuda ve iş dünyasında buna yönelik bir irade ve heyecan eksikliği var. Sergen’in bir reklamı vardı ‘’koşsam Barcelona’da oynardım’’ diye. Koşmuyorlar. Yani bizim iş insanları Türkiye’de yeteri kadar kazandıklarını düşünüp, global için risk almıyorlar.

Dünya markası olmaya en yakın adaylarımız

THY önemli, ülkenin bayrağı zaten. Beko’yu takdir ediyorum, iyi gidiyor. LC Waikiki, BİM, Koton ve Vitra takip eden markalar. Efes’in de potansiyeli var. Ama henüz o adaylığa yaklaşan çok markamız yok. Toplumda milli bir duruş olması da önemli. Eskiden Türk Malı anlayışı vardı fakat uzun zamandır yok.

Turgay Adıyaman

Saffron Brand Consultants Türkiye, Rusya, Hazar ve Körfez Direktörü

Kişisel markalaşma: Ya cesur ol, ya güvenle öl

Başkası olma kendin ol böyle çok daha güzelsin demişler. Herkes aslında özel ama bu özelliği fark edip onun üzerine gitmek cesaret ister. Kabullenme, çevreden kabul görme beklentisi kişisel markayı öldüren en önemli unsur. Hayatta iki tane önemli gün var; doğduğun gün ve neden doğduğunu anladığın gün. Bir amacın ve felsefen yoksa kişisel marka peşinde koşmanın çok anlamı yok.

Kişisel markalaşma yolundaki korkular

Korkunu başkasına anlatma, kendine anlat. Böylece kabullenme yönünde ilk adımı atmış oluyorsun. Kabullenmek, onu çözmek için girişimde bulunmak demek. Başkası tarafından kabul edilmeme korkusu yaşayan insan, korkusuyla yüzleştiğinde bu korku ortadan kalkmaz. Ama bu korkuya sebep olan şeyleri incelemeye başlar. Dünü ve yarını boş ver, bugün harekete geç. Düne ait bahaneler uydurmaktan vazgeç ve yarın ile ilgili endişelerini kenara bırak. Belki de bugün son.

Volkan Öge

Batesmotelpro Kurucu Ortağı

Viral pazarlama: Neden ihtiyaç duyuluyor?

İçerik tüketimi televizyondan ve diğer ana mecralardan ziyade dijital ortama geçti. Viral pazarlamanın da zaman içerisinde konvansiyonel yollarla ulaşılamayan kitlelere ulaştığı fark edildi. Tüketiciler online ortamda daha çok vakit geçiriyorlar. Online ortamda paylaşılmaya değer görülen içerik de markanın mesajını bu kitlelere daha anlamlı bir biçimde taşıyor. Dolayısıyla gençlerle konuşmak isteyen bütün markaların online tarafta viral paylaşıma dönük işler yapması önemli bir konu. Viral üzerine düşünülmesi gereken, zaman isteyen bir iş. Biz bütün vaktimizi bu işe ayırdığımız için rakiplerimizin vereceği emeğin ve zamanın çok daha fazlasını veriyoruz. Bizim farkımız bu.

Viral pazarlamanın perde arkası

Kampanyada da tekil bir içerikte de, her zaman markanın stratejisiyle uyumlu olup olmadığına dikkat edilir. Diğer türlü kullanıcı tarafında bir kafa karışıklığı oluşturabilirsiniz. Genel olarak markanın diğer kampanya ve söylemleriyle aynı doğrultuda olmak ve bu istikrarda gitmek lazım. Yoksa bir anda alakasız bir algı oluşturup markanın imajını zedeleyebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir