Kadınların Dokunuşuyla Güzelleşen Markalar

Geri

Elif Tütüncü

‘’Büyük başarılar için büyük güçlükleri yenmek gerekir’’ demiş bir düşünür. Zirvede olmak, hatta ‘’zirvede bir kadın olmak’’ dışarıdan bakıldığında cazibesi itibariyle her ne kadar imrenilen bir konum olarak görülse de, perde arkasında aşılmış büyük engeller yer alıyor.

Türkiye’de kadın olmak hele ki kadın girişimci olmak çok zor. Dünya genelinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye kadınların ekonomiye katılımı ve kadınlara yaratılan fırsatlar konusunda gerilerde kalıyor. Ama ne içinde bulunulan şartlara, ne de önüne çıkan engellere aldırmayıp, tüm zorluklara karşı dimdik duran onlarca kadın ve bu kadınların kurduğu güçlü markalar var. Biraz detaya inildiğinde dışarıdan imrenilen konumlarına hangi zorlukları aşarak geldiklerini görebilmek mümkün.

E-Ticaretin yönünü değiştiren kadın

Global markalardan alışık olduğumuz, garajdan dünyaya açılma öyküsüne ülkemizin örneği Trendyol. Ve bu defa garajda Steve Jobs, Jeff Bezos ve Mark Zuckerberg gibi bir erkek değil, bir kadın var üstelik. Girişimci iş kadını Demet Mutlu’nun 2009 yılında kurduğu alışveriş sitesi Trendyol.com, kurulduğu günden bu yana oldukça ses getirdi. Kurucusu Demet Mutlu öncülüğünde gitgide büyüyen şirkete ortak olan her işadamı kârını elde ettikten sonra hisselerini yeni bir ortağa bırakıyor. 300 bin dolarla işe başladı New York doğumlu Demet Mutlu. Sonrasında İngiltere ve İtalya’da eğitimini tamamladı. Ortağı Begüm Tekin ile çıktıkları yolda daha altıncı aydan itibaren ortaklık teklifleri almışlar. Emre Kurttepeli, Yalçın Ayaydın, Sidar Şahin’in bir dönem ortak olduğu şirket bugüne kadar 50 milyon doların üstünde yabancı yatırım çekti. İsviçre, Japonya, Amerika’da küresel şirketlerde finans, üretim, pazarlama alanlarında çalışan Demet Mutlu, 2008’de Harvard’daki işletme masterını yarım bırakıp Türkiye’ye döndü. İnternetten moda satma fikriyle 300 bin dolarlık başlangıç sermayesiyle sitesini kurdu. Üç ay sonra Tiger Global ortak oldu siteye. Arkasından Kleiner Perkins… ABD’li Fortune dergisinin ‘Dünyanın En Güçlü 10 Kadın Girişimcisi’ arasında gösterdiği Demet Mutlu, birçok listede adını sıkça gördüğümüz kadınlardan.

Kimyager bir kadından, temizlik markası: HighGenic

Birincilikle kazandığı İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nden 1988 yılında mezun olan Sevginar Baştekin, profesyonel iş hayatına özel sektörde biyokimya alanında başlıyor. 2000 yılında da Ar-Ge’sini, tasarımlarını ve üretimini kendi yaptığı ürünlerle temizlik sektörüne adım atıyor. Türkiye’de henüz leke çıkarıcı ürünler bulunmazken Dr. Clean markası altında kendi oluşturduğu özel formüller ile tüketicileri leke çıkarıcı ürünlerle tanıştırıyor. Bu marka ile Migros, Carrefour, Metro ve Kipa gibi ulusal ve yerel zincirlerin yanı sıra; Almanya, Yunanistan, Hindistan, Rusya, Kazakistan, Irak, Suriye, Mısır, Libya ve Ukrayna gibi farklı ülkelere ihracat yaparak, kimya sektöründe hatrı sayılır bir konuma geliyor. Tasarladığı bir ürünle 2004 yılında Chicago’da katıldığı Private Label (PLMA) fuarında “yenilik ve tasarım birinciliği” ödülü alıyor. 2010 yılında ise şu an hala yöneticisi olduğu 1K Kimya’yı kuruyor. ‘’HighGenic’’ markası ile silikonlu temizleyici, derz temizleyici, evsel leke çıkarıcılar ve leke çıkarma mendilleri gibi birçok “çok amaçlı temizlik ürününü” Türk tüketicisi ile buluşturuyor. Şu anda 1K Kimya A.Ş.’deki Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmeye devam ederken bir yandan da kimyager olarak Ar-Ge departmanın bizzat başında bulunuyor.

Avukat Cübbesini çıkarıp, keçi sütü sattı

Funda Özer Baltalı İzmir Seferihisar’da 8 sene önce teknesini, deri şirketini ve evini satıp bir keçi çiftliği kurdu. Avrupa’nın en modern keçi çiftliklerinden birini kuran, kadın girişimcilere ve sektöre ilham kaynağı olan İzmirli girişimci Funda Özer Baltalı, Baltalı Gıda markasıyla yüzde 100 keçi sütü ve ürünlerini üretiyor. Deri sektöründeyken anne olan Funda Hanım, çocukların sağlıklı beslenmesinin ne kadar önemli olduğundan yola çıkarak bu sektöre giriyor. Funda Özer Baltalı, “Bu yatırımla İstanbul’da bir plaza satın alıp kirasıyla rahatlıkla lüks bir hayat sürerdim. Ama ülkenin üretime ihtiyacı var, bir rol model olmak istedim” şeklinde ifade ediyor girişimine olan tutkusunu. Funda Özer Baltalı’nın tarımla, toprakla aileden gelen bir bağlantısı yok. Babası doktor, kendisi Robert Koleji, arkasından 9 Eylül Hukuk Fakültesi’ni bitiriyor. Önce bankacılık yapıyor. Evlendikten ve kızı 2.5 yaşına geldikten sonra ise deri üretimi alanında kendi şirketini kuruyor. “Çok başarılı oldum o işte, ama fark ettim ki biz ucuz üretim ülkesi değiliz, biz tasarım ülkesi değiliz, biz kalite ülkesi değiliz… Pazarda rekabet eden bir ürünüm yok benim. O nedenle bu işi devredip keçi sütü üretimine girdim” diyor.

Uzayda bir Türk kadını

Eşi Fatih Özmen ile birlikte Sierra Nevada Havacılık Şirketi’nin sahibi olan Eren Özmen, dünyaca ünlü Forbes Dergisi’nin hazırladığı ‘’Amerika’nın Servetini Yaratan 50 Kadın’’ listesinde 19. sırada yer almasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Özmen bu başarısıyla listeye giren tek Türk kadınıydı. Nevada Üniversitesi’nde iş idaresi konusunda masterı bulunan Eren Özmen, eşiyle birlikte çalıştıkları SNC’yi 1994 yılında satın aldı. Bu satın almanın ardından vizyoner bakış açısı ve stratejik planlamalarının sonucunda kısa sürede 19 şirketi satın aldı. Ayrıca şirket 18 ABD eyaletinde ve İngiltere, Almanya ve Türkiye’de 33 tesiste Uzay sistemleri, Haberleşme, Seyrüsefer, Gözetim/Hava Trafik Yönetimi, İstihbarat, Gözetleme ve Keşif, Entegre Görev Sistemleri, Bilgi ve Sensör Çözümleri ve Elektronik Hard/Menzil alanlarında genişledi. Şirketin personel sayılarını satın almalarından bu yana 20 kişiden 3000’e çıkaran Özmen’in önderliğindeki kurum, geçtiğimiz yıl NASA’nın kargo teslimatı ihalesini kazanmasıyla büyük yankı uyandırmıştı. Çiftin Türkiye’de de bir uzay ve havacılık şirketi bulunuyor.

Tiyatroyla değişen hayat

Adana’nın Çelemli Köyü’nde 10 kardeşin 6.sı olarak dünyaya geliyor Ümmiye Koçak. Her aileden en az 1 kız çocuğunu okutma zorunluluğu sayesinde ilkokula gitme fırsatı buluyor. Sürekli okuyan, üreten, kendini geliştiren ve çevresinde yaşananları gözlemleyen Koçak, 19 yaşında gelin gittiği Mersin Arslanköy’e yanında çeyiz olarak kitaplarını götürüyor. Aslanköy’de çocuk bakıp temizliğe giderek ailesine katkı sağlayan ve komşu kadınlara örnek olan Koçak, 45 yaşında ilk defa izlediği tiyatroda aradığını buluyor. Çevresinde gözlemlediği konulara dikkat çekmek için tiyatro oyunu yazmaya karar veren Koçak, 2001 yılında Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kuruyor. Önce kadınların ezber yapabilmesi için onlara okuma yazma öğretip, sonra yazdığı oyunu köyün kadınlarına oynatıyor. Daha çok kişiye ulaşabilmek için, 2005 yılında kadına karşı şiddet sorununu anlatan “Yün Bebek” filmini yazıp yönetiyor. 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde galası yapılan film, Ümmiye Koçak’a New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazandırıyor. Bugüne kadar 11 tiyatro oyunu yazan Koçak, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu ile yaklaşık kez sahneye çıktı, oyunlarını Türkiye’nin dört bir yanında 30 bine yakın kişi izledi.

Geleneksel tasarımın modern ismi

Modaya olan ilgisi çocukluğunda başlamış Dilek Hanif’in. Annesine yardım için gittiği butikte, zamanla farklı kombinler oluşturmuş, yapacağı tasarımların ilk denemelerini gerçekleştirmiş. Az bir sermaye ile küçük bir dükkânda başladığı mesleki yaşamını, Paris’te defile yapan ilk Türk moda tasarımcısı olarak taçlandırmış. Yirmi yılı aşkın süredir modanın içinde yer alan ve artık uluslararası bir marka olan Dilek Hanif, Anadolu medeniyetinin ve Osmanlı kültürünün, tasarımları arasında vazgeçilmezleri arasında olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Eğer ben kendi kültürümü çizimlerime yansıtmasaydım özgün bir tarz oluşturamazdım.” Dilek Hanif, 1962 senesinde İstanbul’da kalabalık bir ailede dünyaya gelir. Annesinin Teşvikiye sonrasında Büyükada’da açtığı butikte kumaşları tanır ve yavaş yavaş işin inceliklerini öğrenmeye başlar. Okuldan gelir gelmez soluğu annesinin yanında aldığını ve yaz tatillerinde butikte çalıştığını söylüyor. Evlendikten sonra hayatının dönüm noktası olacak bir karar verir Hanif ve kendi iş yerini açmak ister. Birikimine biraz da borç ekleyerek Osmanbey’de bir hanın en üst katında 100 m2’lik bir atölye açar. “Hazır giyim atölyemi ilk açtığım zaman çok zor zamanlar geçirdim, her şeyle ben ilgileniyordum ve çok çalışmak zorundaydım.” diyen Hanif, 40 derece ateşi olduğunda dahi işlerini takip ettiğini, iş hayatının böyle bir disiplini gerektirdiğini ifade ediyor.

%100 Banka kredisiyle bir marka yaratmak

Bugün Big Chef’s’in kurucusu olarak tanıdığımız Gamze Cizreli’nin hikayesi, ODTÜ’den mezun olduğunda başlıyor. Bir yandan memur olarak çalışma yaşamına atılmış, diğer yandan da gönlünü kaptırdığı okul arkadaşı Boğaç Üner’le dünya evine girmişti. Bu evlilik meyvelerini verirken de iki erkek evlat aileye saadet getirmişti. Tabii beraberinde daha da büyük sorumluluk… Karı kocanın çocukları için kuracakları geleceğe yönelik kaygıları girişimci ruhlarıyla birleşince ticaret hayatına atılmaya karar verdiler. Ankara’nın gerçek anlamdaki ilk kafesi olan Cafemis’i kurdular. Onu Kuki Cafe, Şaşa, Quick China gibi başka yatırımlar da takip ederken markalar zincirine hep bir yenisi eklendi. Her şey tam istenildiği gibi yolunda giderken girişimci iki gencin evlilikleri üzerinde kara bulutlar dolaşmaya başladı. Sonuçta da Gamze Cizreli, yanında iki oğlu ve bavulu hem evi, hem de kocasıyla kurduğu tüm işletmeleri terk edip hayata sıfırdan başlamaya karar verdi. Maddi, manevi hiçbir beklentisi olmadan, büyük sıkıntılar çekerek hayata sil baştan adım atmayı yeğledi. Banka kredisi, eş dost desteği derken Filistin Caddesi’nde Big Chef’s kafesini kurdu. Açıkçası tam anlamıyla sırat köprüsündeydi. Bankalardan kredi alarak taşıma suyla kurduğu markası tutmazsa yok olup gidecekti. Yılmadı, çalıştı ve başardı. Önce Ankara’da tutan markayı, İstanbul, Gaziantep, Antalya, Mersin derken ülkenin dört bir tarafında açtığı zincirler takip etti. Ardından da yılın girişimcisi ödülü gibi birçok ödül evinin duvarlarını süslemeye başladı.

Erkek egemenliğine karşı kendisini kanıtladı

Hacettepe Üniversitesi Yüksek Hemşirelik Okulu mezunu Yazıcı, eşinin inşaat şirketinde 8 yıl çalıştıktan sonra, erkek egemen bir sektörde olmak yerine kendi işini kurmaya karar verdi. Bir arkadaşının yönlendirmesiyle, tekstil sektöründe üniforma üretimi işine girdi. Fransız Balenciaga’ya ait Carven – Claude de Tourtour ve Balenciaga üniforma markalarının temsilciliğini alıp, Fransa’da aldığı 1,5 aylık eğitimin ardından İstanbul’da şirketini kurarak, oteller için üniforma hazırladı. 1996 yılında yapılan Habitat Konferansı için 25 günde 2.500 üniforma üretti. Ardından koleksiyon, konsept yaratma, kurumsal kimlik kazandırma konusuna ve özellikle otellere yoğunlaştı. Hastane çalışanları için özel koleksiyon yaratarak bir ilki gerçekleştirdi. 2008’de Canan Göknil ile beraber “Dress Best Uniform” markasını kurdu ve yurtdışına açıldı. Dubai’de otel ve hastane üniformaları tasarlayıp üreterek Ortadoğu’ya açıldı. Günümüzde Accor, Fairmont Raffles, Swissotel, Radisson Blu, Marriott Group otellerinin Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinin üniforma tasarım ve tedarikçisi haline gelen Dress Best Uniforms, ayda 75 bin üretim kapasitesiyle çalışıyor. 2016’da Türkiye, Ortadoğu, Afrika, Avrupa ve Türki Cumhuriyetler olmak üzere geniş bir coğrafyada; uluslararası otel zincirleri, havayolları, hastaneler ve kurumsal şirketler için personel üniforması tasarlayan Yazıcı, 2017’de Londra’ya açılmayı hedefliyor.

Enerji sektörünün tek kadın girişimcisi

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Fizik Mezunu olan Göknur Atalay, yaşadığı ailevi sıkıntılara ve zorluklara aldırmadan kararlılıkla ve işine odaklanarak başarıyı yakalamış girişimci bir kadın. İçerisinde bulunduğu maddi zorluklar sonrasında daha önceleri çalışmış olduğu enerji sektörüne girme kararı alarak kendi enerji şirketini kuruyor. Türkiye’de enerji sektöründe tek kadın girişimci olma unvanına sahip olan Göknur Atalay, erkek egemen olan enerji sektöründe sadece kadınlara değil erkeklere de örnek olarak, kararlı adımlarla iş hayatına devam ediyor. Tüm bu yaşadıkları ve 13 yılın sonunda birçok firmaya vermiş olduğu mühendislik hizmeti sayesinde Türkiye’nin çoğu yerinde görmüş olduğumuz rüzgar santrallerinin arkasındaki kadın girişimci olarak bir çok büyük projeye imzasını atıyor. Göknur Atalay’ın kurucusu olduğu GM Mühendislik A.Ş. Enerji sektörü bünyesinde yer alan, kömür, doğal gaz, rüzgar, güneş enerjisi santrallerinden büyük holdinglerin çözüm ortaklığına kadar hizmet veriyor. Türkiye’deki enerji yatırımlarının yanında Afrika’da Kızıl Deniz’in haritasının çıkartılması, Türkmenistan’da yapılması planlanan trafo ve hatların projeleri, Cezayir’de elektrik projelerinin yapılmasının yanı sıra ABD’nin Teksas Eyaleti’nde rüzgar enerjisi proje çalışmalarına devam ediyor. Ayrıca yerli ve yabancı yatırımcılara destek vermenin yanı sıra kendi şirketi için santral kurulum çalışmaları da yapıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir