Dünyadaki gıda savaşları, ünlü markaları sarsacak

Geri

Fikri Türkel

Geçen hafta, dünyanın en büyük gıda devi kabul edilen Kraft Heinz Co., Unilever için 143 milyar dolarlık teklifte bulundu.

Unilever, teklifi reddetti ama operasyon sürecek gibi görünüyor. Bu teklifle, Dove sabun ve Heinz ketçabın da içinde bulunduğu bir tüketici ürünleri devi yaratmak üzere bir kampanya başlatılmış oldu. Bu tür satın almaların tarıma dayalı ürünler ile nihai tüketim noktalarına kadar farklı yansımaları olabilir.

Geçen ay, Nutella gündemdeydi. Nutella’nın içindeki Palm yağı ile başlayan süreçte Nutella tartışmanın ortasında kaldı. O konuya değinmeden önce, gıda ve tarıma bağlı bir iki konuya değinmekte fayda var.

Geçen yıl, Bill Gates Ukrayna menşeli bir ayçiçek yağı şirketine ortak olunca konuya dikkat çekmiştim. Konu bu yazıyla da ilgili olduğu için biraz geniş ele almakta fayda var.

Durum şu: Bill Gates’in kontrolü altında bulunan Cascade Investmen şirketi, Ukrayna’nın en büyük ayçiçek yağı üreticisi Kernel’in hisse senetlerinin yüzde 5’ini satın aldı.

Gates’in servetine bakılacak olursa 60 milyon dolara yakın sembolik değerde bir yatırımdan bahsediyoruz. Ancak yatırımın Ukrayna gibi sıcak savaşın etkileri olan bir ülkeye ve yağ gibi temel bir besin alanına yapılması derin anlamlar da taşıyor.

Bunun anlamını çözmek için Bill Gates’in yaşamına ve son dönemdeki adımlarına bir de yağ sektöründeki gelişmelere bakmamız gerekiyor.

Malum eşi Miranda ile birlikte kurdukları vakıfları olan Gates Vakfı’nın öncelikli faaliyet alanının gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki sağlık ve eğitim olduğunu biliyoruz.

Konferanslarda ele aldığı konular da genellikle sağlık oluyor. Potansiyel küresel risklere dikkat çeken konuşmalar yapıyor.

Servetinin yüzde 80’nini bağışlayacağını açıkladı. Aynı şekilde dünya milyarderlerine seslendi ve onların da servetlerinin önemli kısmını bağışlamaları için ön ayak oldu.

Dünyanın en zengin adamı sağlık ve eğitim konularına ayrıca yatırım da yapıyor. Cascade şirketi ise stratejik yatırımlar yapıyor. En son Doğu Afrika’da tarım alanında yatırımlara destek olan ve küçük tarım işletmelerini kredilendiren kiva.org sistemine yatırım yapmıştı. Uganda merkezli Kiva’dan, daha çok kahve üreticileri faydalanıyor.

Cascade on yıl önce de ekonomik krize giren enerji grubu PNM’ye yüzde 10 ortak olmuştu. PNM, etanol başta olmak üzere; yenilenebilir enerji alanlarında çalışma yapmak kaydıyla bu yatırımın yapıldığı açıklanmıştı.

Bill Gates’in tarım alanına ilgisi yeni değil. Dünyanın en popüler tohum şirketlerinden Monsanto’nun 500 bin hissesini beş yıl önce aldığı açıklanmıştı.

Bir de yağ üretimine bakmamız gerekiyor. Dünyada palm, soya ve kolza üretimi artarken ayçiçek yağı üretimi düz bir çizgi takip ediyor.

Dünyada ayçiçeği ekilen alan 20,7 milyon hektardır. İki yıl önceki verilere göre; üretim miktarı 26 milyon ton ve üretilen yağ miktarı ise 13 milyon ton olarak gerçekleşti.

Halen dünyada 50 milyon tonluk üretimle palm yağı başı çekerken, 43 milyon ton ile soya ve 23 milyon ton ile kolza yağı üretiminden sonra ayçiçek yağı üretimi dördüncü sırada yer alıyor.

Dünyada bitkisel yağ kullanımı

Palm yağı Malezya ve Endonezya merkezli bir ürün. Soya Amerika merkezli bir ürün olarak dikkat çekiyor. Avrupa Birliği ülkeleri ağırlıklı olarak yağ ihtiyaçlarını kolzadan karşılıyor.

Ukrayna, Rusya ve Arjantin ise ayçiçek yağında öncü ülkeler olarak görünüyor. Hatta bu üç ülke dünya ayçiçek yağı üretiminin yüzde 50’sini üretiyor.

Türkiye, yağ ihtiyacını ağırlıklı olarak ayçiçek yağından karşılıyor. Daha da ilginci, yağlı tohum ihtiyacımızın yarısını çoğunlukla Ukrayna’dan ithal ediyoruz.

Dünya yağ dengeleri içinde Ukrayna’daki bir yağ şirketine yapılan yatırımın sembolik değeri var. Peki, bu sembolik yatırım, ilerideki yağlı tohum üretiminde dengeleri değiştirebilecek mi?

Sanmıyorum…

Bill Gates gibi pek çok yüksek servet sahibi tarımın farklı alanlarına yatırım yapıyor. Bu tür yatırımlar daha çok itibar niteliği taşıyor.

Ancak tulumbaya su katmak gibi yerel üreticileri harekete geçiren bir tetikleme oluşturduğunu unutmayalım.

Özellikle Rusya ile gerginlik yaşayan bir ülkeye yatırımın itibari değeri maddi değerinden çok yüksektir. Hele obezite tartışmaları arasında, olumsuz algıya sokulan yağ sektörüne yapılmış olan bir yatırımında başka anlamları da aramalıyız.

Yağ uzmanları, Ukrayna’daki savaş riskine rağmen ayçiçek yağı konusunda bir risk beklemiyorlar; petrol üreten ülkelerdeki savaşların petrol ticaretini pek etkilemediği gibi.

Endonezya’nın 39,98 milyon tonla ilk sırada yer aldığı bitkisel yağ üretiminde, bu ülkeyi, 26,59 milyon tonla Çin, 22,50 milyon tonla Malezya, 17,85 milyon tonla Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, 11,62 milyon tonla ABD, 9,98 milyon tonla Arjantin, 8,52 milyon tonla Brezilya izledi. Palm yağı üretiminde Endonezya ve Malezya ilk sırada yer alıyor.

Palm yağının gıda sanayinde ağırlıklı olarak margarin üretiminde, unlu mamuller, pasta, çikolata, dondurma ve benzeri ürünlerde, kızartmalık yağ olarak restoranlarda yaygın olarak tüketildiği biliniyor. Şampuan, sabun, cilt losyonunda da palm yağı kullanılıyor.

Palm yağı kullanımının, son beş yılda yüzde 14,5 oranında arttığını da unutmayalım.

2015 yılında Türkiye’de gerçekleşen yaklaşık 3 milyon ton yağ arzının 750 bin tonu yerli üretimle karşılanıyor. Yani hammadde ihtiyacımızın yüzde 75’ini ithalatla karşılıyoruz. Bitkisel yağ sektörü özellikle ayçiçeğinde hammadde yetersizliği nedeniyle dışa bağımlı hale geldi.

Türkiye tarımda dışa bağımlı mı?

Türkiye olarak 11 milyar dolar değerinde tarım ürünleri ithal ediyoruz. Bunun 4,3 milyar doları bitkisel yağları, yağlı tohum ve türevlerini kapsıyor. Türkiye’nin yıllık 2 milyon ton ayçiçeği tohumuna ihtiyacı var.

Türkiye’deki üretim ise 1 milyon ton ila 1 milyon 200 bin ton arasında. Büyük kısmı Rusya, Ukrayna, Moldova, Romanya ve Bulgaristan’dan yağlı tohum veya ham yağ olarak ithal ediliyor. Ayçiçeği hamyağ ithalatı 2014 yılında 812 bin ton, 2015 yılında 777 bin ton olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatında dış ticaret açığı olmadığı halde, yağlı tohum ve türevlerinde dış ticaret açığı 2,6 milyar dolar. Ancak bitkisel yağ sanayimiz güçlü bir kapasiteye ve modern teknolojiye sahip.

Yağlı tohum işletme kapasitemiz, yıllık 8 milyon ton, 110 tesisimizin 2015 yılı kapasite kullanım oranı yüzde 55. Rafine kapasitemiz yıllık 4 milyon ton, 100 tesisimizin 2015 yıl kapasite kullanım oranı ise yüzde 70. Türkiye’nin margarin kapasitesi ise yıllık 1 milyon tona ulaştı.

Son günlerde yağ sektöründe yaşanan hareketliliği önümüzdeki dönemde yaşanacak satın alma adımlarının bir işareti olarak da alabilirsiniz. Aynı şekilde dünyadaki tartışmaların Türkiye’de niye daha şiddetli tartışıldığı da konumumuzdan anlaşılır. Nutella ve Palm yağı tartışmasında olduğu gibi…

Peki, Nutella ve Palm yağında durum nedir?

Palm yağı ile ilgili bu haberlerin kaynağı, 2016 yılı Mayıs ayında EFSA (Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi) tarafından palm yağının 200 derecenin üstünde rafine edildiğinde diğer bitkisel yağlara göre daha fazla potansiyel kanserojen kontaminantlar (bulaşma) ürettiğinin açıklandığı bilimsel görüşe dayanıyor. Bunun, her ne kadar tüketicilere bu yağı tüketmeyi kesmeleri anlamına gelmediği söylense de risk düzeyini belirlemek için daha ileri bilimsel çalışmalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor bu raporda.

EFSA’nın palm yağının daha düşük sıcaklıklarda rafinasyonunun muhtemel riskleri konusunda herhangi bir görüşü bulunmuyor.

EFSA raporunun sonuç kısmında, bu maddelere ortalama miktarlarda maruz kalan gençler ve çok fazla maruz kalan yani tüketen bütün yaş grupları için potansiyel sağlık riskleri olduğu görülüyor. Bildiğimiz gibi EFSA, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi olarak mevzuat hazırlamamakta, sadece bilimsel görüş oluşturarak Avrupa Komisyonuna sunmaktadır.

Yani AB Komisyonu, bütün bunları dikkate alarak en iyi ihtimalle günlük kullanım miktarlarıyla ilgili bir tavsiye kararı alabilir.

Bu yağın en çok üretildiği ülkeler Endonezya ve Malezya. Hurma yağı olarak da adlandırılan palm yağının çok tercih edilmesinin sebepleri arasında ucuzluğu, trans yağ içermiyor oluşu ve lezzet açısından nötr olması yatıyor.

Eğer risk varsa bütün yağlar için olduğu halde niye palm ve yüzlerce alanda kullanılmasına rağmen niye Nutella hedef tahtasına konuldu? Bunun cevabı yukarıdaki pazar gelişmelerinde yaşanabilir.

Satın almalar ne anlama geliyor?

Gıdadaki gelişmelerin bir nevi savaş stratejisi taşıdığını gösteren bir başka gelişme de Monsanto’nun satın alınmasında yaşandı.

Bayer, Monsanto’yu satın almak için 42 milyar dolarlık teklifini önce 62 milyar dolar olarak yeniledi ve ardından pazarlıklar ile 66 milyar dolara satın aldı. Alman kimya ve eczacılık şirketi Bayer tarihinin en büyük şirket satın alma operasyonunun altından holding şubelerini elden çıkarmadan kalkabilmeyi başardı.

Monsanto’yu satın alan Bayer dünyanın en büyük kimyevi tarım ilaçları kuruluşu olacak. Birleşmeden sonra holdingin satış hasılatı 46,3 milyardan 60 milyar euro’ya, personel sayısı da 117 binden 140 bine çıkacak.

Monsanto’nun başta GDO’lu ürün tohumları olmak üzere yağlı tohum pazarı ve dolayısıyla tarım dayalı sanayilerde orta ve uzun vadede etkili sonuçlar doğuracağını söyleyebiliriz.

Bu satın alma Transatlantik Serbest Ticaret Anlaşması (TTIP) öncesi Almanya’nın bir hamlesi olarak düşünüldü. Şimdi TTIP’e karşı olan Donald Trump Amerikan Başkanı oldu. Eğer, Trump düşündüklerini gerçekleştirme yolunda adımlar atarsa, başta tarıma dayalı sanayiler olmak üzere geleneksel sektörlerde ciddi konsolidasyonlar yaşanabilir.

Tim Hortons ile birleşerek iki yıl önce merkezini Kanada’ya taşıyan Burger King yatırımcısı Restaurant Brands International’ın Popeyes’i satın almasını da bu kapsamda değerlendirebilirsiniz. Artık dünyanın üçüncü en büyük gıda perakendecisi Restaurant Brands oldu.

Her birinin stratejik önemi büyük olan bu satın almalar arasında Türkiye’deki gıda şirketlerinin satın alınmasına da dikkat çekmek istiyorum. Malum son yıllarda hızlandı ve satın alma ivmesi artacak görünüyor.

Dünyada savaş olarak yorumlanabilecek bu rekabetin Türkiye’ye yansımaları tahminlerimizin ötesinde olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir