Avukatlık cübbesini çıkarıp, keçi sütü satmaya başladı

Geri

Elif Tütüncü

Özellikle son dönemde artan sağlıklı besin ve sağlıklı beslenme konusu, her geçen gün bu alanda yapılan yeni girişimleri karşımıza çıkarıyor. Doğal ürünlerle beslenmek de insanlar için oldukça önem kazanıyor. Buna istinaden keçi sütüne yatırım yapan girişimcilerin sayısı da bir hayli fazla. İzmir Seferihisar’da 8 sene önce Avrupa’nın en modern keçi çiftliklerinden birini kuran, kadın girişimcilere ve sektöre ilham kaynağı olan İzmirli girişimci Funda Özer Baltalı, Baltalı Gıda markasıyla yüzde 100 keçi sütü ve ürünlerini üretiyor.

Deri sektöründeyken anne olan Funda Hanım, çocukların sağlıklı beslenmesinin ne kadar önemli olduğundan yola çıkarak bu sektöre giriyor. Sektörde pek çok ilke ve yeniliğe imza atan Funda Hanım, yeni iş modeli ile de bir ilke imza atıyor. Funda Hanım’ın, tarım ve hayvancılık sektöründe yüksek girdi maliyetlerini aşağıya çekmek, kalite ve verimliliği artırmak için Sarsar ve Kaprana Keçi Çiftlikleri ile güç birliğine giderek kurduğu Tragos Çiftliği, sektörde ölçek ekonomisi yaratmayı başaran yeni bir iş modeli olarak öne çıkıyor. Tarım ve hayvancılık sektöründe verimlilik artışı sağlamak ve sürdürülebilir gelir elde etmek için oluşturulan yeni iş modeli, uzmanlık alanlarının ayrıştırılması ve görev dağılımı sayesinde verimliliğini artırmayı ve maliyetleri büyük ölçüde düşürmeyi başarıyor.

Öncelikle okurlarımıza biraz kendinizden ve marka yapılanmanızdan biraz bahseder misiniz?

Liseyi İstanbul Amerikan Robert Kolej’de, üniversiteyi Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladım. Avukatlık stajımı tamamlayıp kariyerime bankacılıkla başladım. Kızım Türkan’ın doğumundan sonra ara verdiğim kariyerime 1997 yılında saraciye ürünleri üretip ihracat yapan şirketimi kurarak devam ettim. 2007 yılında tarım ve hayvancılık alanında yatırım yapma kararı aldım. Faaliyeti süresince Ege İhracatçı Birlikleri sektör ihracat sıralamasında yer alan ve ödüller almış işimi, benden sonra da aynı başarı ile sürdüren bir yatırımcıya sattım.

Bu sektöre girmenizin temel sebepleri neler oldu?

Keçi sütü anne sütüne en yakın değerlere sahip olmasına rağmen zorlukları nedeniyle yatırımcıların ilgi göstermediği bir alandı. Biz bu yolda önce iyi bir süt keçisi ırkı elde etmek ve hammadde tedariğimizi en sağlıklı şekilde sağlamak için önce bir keçi çiftliği kurarak yola çıktık. Daha sonra raflara düzenli olarak yüzde 100 keçi sütünden günlük süt ve peynir üretmek üzere bir tesis kurduk. 2008 yılından bu yana faaliyet gösteren Baltalı Gıda olarak, bir ilki gerçekleştirerek Türkiye’yi yüzde 100 keçi sütünden yapılan katkısız ürünlerle buluşturuyoruz. Yüksek verimli özel bir keçi ırkına sahibiz. Keçilerimiz uzmanların gözetiminde, tüm kontrolleri yapılarak en sağlıklı koşullarda yetiştiriliyor. Gıda güvenliği bakımından gerekli uluslararası sertifikalara sahip bulunuyor, tarımsal zincir üzerinde ürettiğimiz ürünlerin katkısız, en kaliteli haliyle tüketicilerle buluşmasını sağlıyoruz. Ayrıca alerjik çocuklar ve yetişkinler için üniversitelerle işbirliği içinde ürün geliştirme çalışmaları yapıyoruz.

Yüzde 100 keçi sütü kullandığımız ürün yelpazemizde günlük pastorize keçi sütü, keçi Seferihisar peyniri, keçi kaşar peyniri, keçi büş, keçi lor, keçi labneh, keçi tulum, light keçi peyniri, kolay yoğurt, keçi tereyağı, keçi sütünden kefir, 1000 ml ve 200 ml UHT keçi sütü ile süzme keçi yoğurdu bulunuyor. 2016 yılında Sarsar Keçi Çiftliği ile tarım ve hayvancılık sektöründe yeni bir iş modelini hayata geçirerek Tragos Çiftliği’ni kurduk. Tarım ve hayvancılık sektöründe verimlilik artışı sağlamak ve sürdürülebilir gelir elde etmek için oluşturulan yeni iş modeli, ölçek ekonomisi yaratıyor.

”SEKTÖRDE ÖLÇEK EKONOMİSİNİ YENİDEN YARATIYORUZ”

Uygulamaya başladığınız “yeni iş modeli” nedir? Bu model tam olarak neleri kapsıyor? Bu iş modeli ile amacınız ve hedefleriniz nedir?

Baltalı Gıda olarak tarım ve hayvancılık sektöründe yüksek girdi maliyetlerini aşağıya çekmek, kalite ve verimliliği artırmak için güç birliği oluşturarak Sarsar ve Kaprana Keçi Çiftlikleri ile Tragos Çiftliği’ni kurduk. Kurduğumuz bu yapılanma, sektörde ölçek ekonomisi yaratan yeni bir iş modelidir. Tarım ve hayvancılık sektöründe verimlilik artışı sağlamak ve sürdürülebilir gelir elde etmek için oluşturduğumuz yeni iş modeli, sağmal ve damızlık olarak uzmanlık alanlarını ayrıştırırken, kapasitenin yükseltilmesi sayesinde verimliliği artırmayı ve maliyetleri büyük ölçüde düşürmeyi başarıyor.

Tragos Çiftliği bünyesinde iş bölümü gerçekleştirdik. İş bölümü kapsamında damızlık ve sağmal keçileri iki ayrı iş alanı olarak, iki ayrı mekâna ayırdık. Bu sayede optimum üretim kapasitesine hızla ulaşırken, hem ölçek ekonomisinin maliyetleri düşürücü etkisinden faydalanıyor, hem de uzmanlaşma yoluyla verimliliği artırıyoruz. Tragos Çiftliği’nin büyük ölçekli sağmal çiftliği, süt tedarikinde lojistik maliyetleri aşağıya çekiyor. Tragos’un nitelikli damızlık çiftliğinin ayrı tutulması ise keçi sağlığı üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor.

Modelin tarım ve hayvancılık sektörüne etkileri neler olacak?

Tragos Çiftliği, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda doğru planlanmış, doğru kurgulanmış bir işbirliğinin ve bu işbirliği doğrultusunda oluşturulmuş yeni bir iş modelinin başarısını ortaya koyuyor. Buna benzer iş modelleri tarım ve hayvancılık sektörünün farklı alanlarında da uygulanabilir, Türkiye’nin farklı bölgelerinde farklı ihtiyaçlar doğrultusunda hayata geçirilebilir. Burada kritik nokta birlikte iş yapma olgunluğuna ve kararlığına sahip olmaktır diye düşünüyorum.

TARIM VE HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN DESTEKLENMESİ ŞART
Tarım ve hayvancılık sektöründe büyük bir potansiyele sahip olan Türkiye’nin dünya çapında büyük bir aktör olabilmesi için neler yapması gerekiyor?

Henüz yaygın olarak kavramamış olsak da bugün dünyada en değerli ve en büyük güç gıdadır. Bu konuda Türkiye dünyanın sayılı şanslı ülkelerinden biridir. Bu şansı doğru değerlendirmemiz, toplumun sağlığı ve ülkenin geleceği için tarım ve hayvancılığa ağırlık vermemiz önceliğimiz olmalıdır. İnsanları cezbeden en gelişmiş teknolojiler bile gıdanın yerini alamaz. Bunun bilincine varmamız lazım. Günümüzde geri planda bırakıldığı noktadan ileriye hamle etmeye çalışan tarım ve hayvancılık sektörünün desteklenmesi lazım. Türkiye’nin bunu gerçekleştireceğine ve çok parlak bir geleceği olacağına yürekten inanıyorum. Kendimize güvenmemiz ve inanmamızın yeterli olacağını belirtiyorum.

Türkiye’de tarım ve hayvancılık sektörü büyük bir potansiyele sahip. Türkiye’nin dünya çapında büyük bir aktör olabilmesi için doğru kurgulanmış işbirliklerini gerçekleştirmesi büyük önem taşıyor. Bu bakış açısının Türkiye’yi tarım ve hayvancılıkta dünyanın sayılı ülkeleri arasına taşıyacağına inanıyorum.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir